Yahya Kemal Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kâzım Yetiş, 2008’in Yahya Kemal Beyatlı Yılı olması için Kültür ve Turizm Bakanlığı’na detaylı bir rapor verdi. 2008 yılının ilk açıklamasında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, “Yahya Kemal`i geleceğe taşımak!” amacıyla 2008’i Yahya Kemal Beyatlı yılı ilan ettiklerini belirtti. Genç kuşaklara Yahya Kemal’i anlatmanın en iyi yollarından birinin de doğum veya ölüm yıldönümleri olduğunu düşünen Günay, onun şiirinin ve düşüncelerinin, bugünün insanında, eski deyişle `ma`kes` bulacağını belirtti.
Beyatlı ile ilgili uluslararası sergi ve sempozyumlar yapılacak, prestij ve armağan kitaplar yayınlayacak. Bakan Günay ayrıca doğu-batı sentezi üzerine, Osmanlı`nın yıkılışı, Cumhuriyet’in kuruluşu dönemlerinde yazmış olduğu önemli yazıların olduğunu ve bunlar ışığında bilimsel tartışmalar düzenleneceğini, şiir kitaplarını yeniden basılacağını ve bestelenmiş şiirlerini CD olarak yayınlayacaklerını belirtti.
Yahya Kemal Mekânları Belirlenecek
Yahya Kemal`in kıyıda köşede kalmış bir şair olmadığına değinen Günay`ın en büyük dileği, usta şairin yeni ve geniş bir okur kitlesiyle tanışması. “Eğer bunu yapabilirsek kendimizi başarılı sayarım.” diyen Günay`ın anlattıklarına bakılırsa bu yılda sadece yeni neslin Yahya Kemal`i tanımasıyla yetinilmeyecek. Şairin sanat ve düşünce dünyasına nüfuz edilebilmesini sağlamak için de üniversitelerden, şair ve entelektüellerden de yardım istenecek. Günay`ın en çok yardımını beklediği kişiler, edebiyat öğretmenleri. Bakan, eğitimcilerin kendisini yalnız bırakmayacağına inanıyor.
Günay, toplumsal bir hafıza oluşması için hatıraların titizlikle saklanması gerektiğini söylüyor. Bu amaçla Yahya Kemal`in yaşadığı mekânların da belirleneceği müjdesini veriyor.
Yahya Kemal Beyatlı Kimdir
1884 yılında Üsküp’te dünyaya gelmiştir. Asıl adı Ahmed Agâh`tır. İlk öğrenimini Üsküp`te gördü. İstanbul Vefa Lisesi mezunudur. Başlangıçta Sultan II. Abdülhamit yönetimine karşı muhaliflerin safında yer alarak Paris`e gitti. Fransa’da siyasal bilgiler okurken hocası Albert Sorrel’in etkisinde kalarak düşüncelerinde değişmeler oldu.
1913 yılında İstanbul`a döndü.Darülfünûn’da tarih ve edebiyat dersleri okuttu. Gazete ve dergilerde yazılar yazdı. Lozan Konferansı’na katıldı. 1923`te Urfa Milletvekili seçildi. Çeşitli ülkelerde diplomatik görevler alarak Türkiye’yi temsil etti. Yozgat, Tekirdağ ve İstanbul Milletvekilliği yaptı. Pakistan Büyükelçiliği görevindeyken emekli oldu (1949) ve yurda döndü.
Tedavi için Paris`e gitti. Bir yıl sonra da öldü (1958). Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisidir. Edebiyata ilk atıldığı vakitler Bakî`nin bir taklitçisi olarak lanse edilmiştir ama onun sanat dehası daha sonra bu çevrede kendisinin çağında kendine özgü bir şair olduğunu kanıtlamıştır. Edebiyat tarihi ve edebiyat tarihçileri “Dört Arzucular” olarak adlandırılan içinde Tevfik Fikret, Mehmet Akif Ersoy ve Ahmet Haşim’in bulunduğu kavram ayırımı içine koymuştur. Şiirlerinde aruz ölçüsünü kullanmış olmasına rağmen tek bir şiiri bu konu da istisna olmuştur: O da, 11`lik hece vezniyle yazdığı ‘Ok’ şiiridir. Klasik şiirimizin temel özelliklerine bağlı kalarak, kendine özgü bir şair olmuştur. Şiirlerinde görülen ritim ögesi daima aynı sürer. Kurduğu bu ritimde anlatmak düşünce ya da his yavaş yavaş dizelere yayılmaya başlar ve her anlam ayırımında araya müziği bir perde gibi koyarak ses ve anlam kavramının her ikisinin de bir biri içinde yitip gitmesini önler. Bunda o kadar başarılıdır ki Süleymaniye`de Bayram Sabahı adlı şiirinde okuyucu tarihi bir iklimin yanı sıra müzikal ve ruhî bir havaya sokar, bu havayı takiben de tarihi dekor ve değinişler okuyucuda manevi bir güç yaratır. Şiirlerinde zaman zaman hayranı olduğu Charles Baudaleire ve Arthur Rimbaud`un etkisi görülmekle beraber Yahya Kemal neticede “Gemiler geçmeyen bir ummanda” kendi şairlik abidesini kurmuştur. Yahya Kemal`in şiirlerinde ne kadar zor bir çalışma verdiğinin bilinmesi gerekir. Hatta bazı şiirilerini 30 yıl gibi bir zamanda yazdığını söylediğinde bu konunun nedenini şiirlerinin vermek istediği anlamı tam vermesinin gerekli olduğunu söylemiştir. Yahya Kemal Beyatlı, ölümünden kısa bir süre önce şu beyiti söylemiştir:
Ölmek kaderde var; yaşayıp köhnemek hazin,
Buna bir çare yok mudur ya Rabbilâlemin?
Yahya Kemal Beyatlı, şiirde mükemmelliği aradığı için olsa gerek, yaşadığı sürece şiirlerini kitap hâline getirmemiş; ancak ölümünden sonra kurulan Yahya Kemal Enstitüsü`nün yardımı ile şiirleri kitap halinde basılmış; bir çoğu da, başta Münir Nurettin Selçuk ve Osman Nihat Akın olmak üzere ünlü bestekârlar tarafından bestelenmiştir. Endülüs`te Raks, Aziz İstanbul, Rindlerin Ölümü, Sessiz Gemi... gibi.