Prof. Dr. Alp yaptığı yazılı açıklamada, İstanbul`un çevresel ve transit trafiğini kent dışına taşıyacak bir "periferik (çevresel) sürat geçişi yapılması" görüşünü dile getirerek şunları kaydetti:
"Ancak 3. köprünün boğazın kuzeyine yapılması ve bunun uzantıları otoyolların İstanbul`un kuzeyinden geçirilmesi, son yeşil ve suyumuzu barındıran kuzey bölgesinin yapılaşması, İstanbul`un sonu olabilir. Nitekim, bu filmi daha önce görmüştük. E-5`in (D-100) kuzeyinden transit sürat yolu olarak geçirilen TEM ve Fatih Sultan Mehmet (FSM) Köprüsü, kısa sürede tampon tampona gidilen bir şehiriçi caddeye dönüştü. E-5 ile TEM arasında kalan 2.500 hektar yeşil alan birkaç örnek dışında ucube ve kaçak yapılarla doldu. Bundan ders almalıyız."
Meslek odaları ve uzmanların, "kuzeyden geçecek yeni bir otoyol ve boğaz köprüsünün yeşile, oksijen ve su kaynaklarına ciddi biçimde zarar vereceğine, Şile, Beykoz, Ömerli, Belgrad, Çatalca, Kemerburgaz ormanları için tehdit oluşturacağına" dikkat çektiklerini anımsatan Ahmet Vefik Alp, "5.000 hektara kadar ormanlık alanın tahrip olacağını belirtiyorlar. İstanbul`un içme suyu rezervlerinden Terkos gölüne deniz suyunun karışabileceğini ifade ediyorlar" dedi.
Otoyol ve köprünün, güneyde yapılması durumunda bunun çevresel bir transit sürat geçişi olamayacağına, kuzeyden geçmesi durumunda da doğayı bitireceğini iddia eden Prof. Dr. Alp, şunları ifade etti:
`
`Bugün için şu gerçeği kaydetmek isterim: Kuzeyden otoyol ve köprü İstanbul`u bir `ekümenopolis` yapabilir, hem de çölleşmiş bir `ekümenopolis`. Herkesin anlayacağı dilden söylersek, ekümenopolis `nüfusu 30 milyonlara dayanmış, yaşanması bir ızdırap, bir çile olan, hormonlanmış, hastalanmış, ölümü bekleyen` kentlere deniyor. Çocuklarımıza ekümenopolis İstanbul miras bırakmayalım."