İstanbul’un kültürel mekanlarının Avrupa yakasına nazaran daha az olduğu Anadolu yakası şimdilerde opera binasına kavuşmanın heyecanını yaşıyor.
Bilindiği ve takip ettiğimiz üzre “yıkıldı yıkılıcak”, “yıkılırsa yerine ne inşa edilir acaba?” diye merakla bekleyip eylemlerimizle yıkılmaması adına korumaya çalıştığımız Atatürk Kültür Merkezi’nin geleceğinin ne olacağını beklerken 2 senedir tadilatı devam eden Süreyya Opera binası nihayet inşaatını tamamladı.
Süreyya İlmen Paşa’nın 1924 yılında “yine” opera binası olarak tasarladığı; opera, tiyatro ve balo salonu olarak inşa edilen ancak uzun senelerce sinema salonu olarak kullanılan Kadıköy’ün bu nadide yapısı nihayet ilk gençlik zamanlarına geri dönerek İstanbulluları o müthiş atmosferinde karşılamaya hazırlanıyor..
Anadolu yakasının “ilk ve tek” opera binası olan Süreyya Operası, İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin kullanımına sunulmuş durumda. Haftanın 3 veya 4 günü 565 kişilik kapasitesiyle hizmet vermesi planlanan yapının aynı zamanda üst katında 500 kişilik bir balo salonu da bulmakta. Binanın yenilenme aşaması tabiri caiz ise tepeden tırnağa çok özel bir emek harcanarak gerçekleştirildi:
En ince ayrıntısına kadar orijinal haline gelen opera binasının salon ve localarındaki 580 koltuk yenilendi, sahne önündeki orkestra boşluğu genişletildi, sahne donanımı, aydınlatma, ışık ve ses düzenlemeleri yapıldı, tüm tavan ve duvar resimleri temizlenip onarıldı, cephesinde ve sahne çerçevesinde bulunan Türk heykeltıraş İhsan Özsoy’a ait kabartma heykeller olduğu gibi korunarak yenilendi, deprem, yangın ve engeliler için gerekli kontrol ve eklentiler çatı sistemi de dahil olmak üzere eksiksiz olarak tamamlandı.
80 sene öncesinde Süreyya Paşa’nın yaptıramadığı zorunlu kısımlar olan kulis, sanatçı odaları ve teknik odalar yapı bozulmadan zemin altına yerleştirildi.
Hepimizin Süreyya Sineması adı ile bildiğimiz bu yapıya adını veren eski milletvekili Süreyya Paşa, ilk kez Viyana’da izlediği bir opera sonrasında yaptırmaya karar verdiği binanın, 1924 te inşaatına başlanıp 7 Mart 1927’de görkemli bir gala ile açıldığını, holü ve fuayelerinin Paris’teki Şanzelize Tiyatrosu’ndan diğer kısımlarının ise Avrupa’daki çeşitli tiyatrolardan esinlenilerek yapıldığını 1946 yılında yazdığı anılarından öğrenmemiz mümkün..
Açılış için belirlenen 27 Ekim Cumartesi günü, ulusumuzun içinde bulunduğu sıkıntılı dönem sebebiyle ileri bir tarihe ertelenirken, seyircilere merhaba diyeceği akşamın süprizi ise doğumunun 100. yılını kutladığımız bestecimiz Adnan Saygun’un ünlü “Yunus Emre Oratoryo”su olacak.
Ülkemizde sanatın gelişimine öncülük edebilecek 2010 Avrupa Kültür Başkenti olan güzel İstanbul’un çok büyük ihtiyaçlarından biri olan bu tür yapıların sayısının gün geçtikçe artması, varolanların koruma altına alınması, aynı özverinin ülke geneline yayılması biz sanatseverler için şüphesiz gönülden bir istek..
Tüm bu özverili çalışmanın sonucunu hepberaber açılışta görmeyi dört gözle bekliyoruz..