12 Şehit, 8 kayıp askerimizden bu yana, yurt çapında büyük bir tepki, olağan bir hassasiyet var. Herkes kendi çapı ve kapasitesi doğrultusunda tepki veriyor, birlik mesajı bırakıyor.
Günlerdir, her insan gibi, bende her türlü haberi izliyor, her görüşten son durumun analizlerini dinlemeye çalışıyorum. Günümüz internet çağında, bilgiye boğuluyoruz adeta.
Teröre karşı tepki gösterilmesini, hassasiyeti ve yoğun duygu selini anlayabiliyorum. Anlayamadığım ise, bu noktada bile sabit kafalardan çıkan ve hiç değişmeyen yorumlar...
Terör haberlerinin ve bu konudaki yazıların altında, adeta ayrı bir savaş veriliyor. Kimi gösterilerde başörtülü bayan olmadığını belirterek duruma dikkat çekiyor, kimi sen solcusun, şehit ne demek bilmezsin diye bağırıyor.
Özellikle bir kesim, saatlerce internetin başında, haber ve görüş sitelerinde kendi çapında, karşıt görüşlere göre savaş veriyor. Terör uzmanı oluyor, yorumluyor. Hatta bir kısmı, askere taktik vermeye bile kalkıyor.
İşte bu noktada, içinde bulunduğumuz durum, daha bir çıplak ortaya çıkıyor.
Bir ülkenin, her zaman düşmanları vardır. Yeryüzünde düşmanı olmayan, bölünmesi – parçalanması arzu edilmeyen tek bir toprak parçası dahi yoktur. PKK gibi baş belası ve insanlık dışı oluşumlar ise, basit virüslerdir. Güçlü bir bünyede tuvalete giderlerken, güçsüzleşirseniz sizi hasta edebilir.
Peki, neden hala tek bir duruş sergileyemiyoruz? Bu vatanın evlatları ( nedense tüm şehit aileleri fakir – fukara kısmından çıkıyor ) teker teker hayatlarını bizler için feda ederken, biz nasıl hala birbirimiz ile didişebiliyoruz?
Çünkü içimizde yaşayan çok fazla asalak var. Okumayan, araştırmayan, ne gördüyse ötesini düşünmeyen… Anne babasından ya da genç yaşında beynini yıkayan birinden aldığı görüşleri asla değiştirmeyen ve herkes aynı şekilde düşünsün isteyen asalaklar bunlar…
Bir yazarın, yazısının altına “Sen ateistsin, senin şehit deme, bu vatanı savunanı anlama hakkın yok” diyenler…
Kürtler ile ilgili geçmişimizi anlatan başka bir yazının altına “Bir de pis kokmasalar, hiç sorunumuz olmaz” diyebilecek basiretsizlikte kişiliksizler…
Kendi görüşlerinden ve dünya düşüncelerinden başka hiçbir alternatifi tanımayanlar. Agos Gazetesi’ nin camından aşağı koca bir Türk Bayrağı asmasını anlayamayanlar.
Kendi görüşlerinin tüm insanlığa yayılması için cemaatler kuranlar, taze fidanları okutmak bahanesiyle alıp, yıllarca beynini yıkayarak, kendileri gibi bir zombiye çevirenler…
Ülkesinin kalkınması için, işini geliştirmek, kendisini geliştirmek, çevresini geliştirmek gibi önemli uğraşlar yerine, sadece laf üreten solucanlardan ibarettir hepsi.
Tek işleri, Anadolu gibi her ırkın, dinin ve düşüncenin neredeyse yeryüzünün varoluşundan beri birlikte yaşadığı bu müthiş kültürel motifi anlayamamak ve herkesin saçına, sakalına, inancına ve görüşlerine saldırmak, kendisi gibi olsun istemektir. Tıpkı, kanser gibi…
Asıl hainler bunlardır. Bunlara fırsat vermez ve birlik beraberliğimizi koruyarak, zinde bir şekilde ayakta kalırsak, tarihin en şanlı milletlerinden biri olan aziz Türk Milleti karşısında üç beş çapulcunun sonu, bir böceğin ezilmesi kadar basittir…