Beyoğlu Belediyesinin 150. kuruluş yılı dolayısıyla İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) ve belediye iş birliğiyle düzenlenen "Beyoğlu`nun Dünü, Bugünü, Yarını" konulu sempozyum, İtalyan Kültür Merkezi`nde başladı.
Sempozyumun açılışında konuşan İKSV Yönetim Kurulu Başkanı Şakir Eczacıbaşı, İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmeden önce de sempozyumlar düzenlediklerini belirterek, bunların devam edeceğini ve 2008 yılı Mayıs ayında Avrupa kültür kurumlarının katılımıyla "Avrupa Kültürü Nedir?" konulu bir sempozyum yapacaklarını bildirdi.
Uzmanlar dışında, İstanbul`da yaşayanların nasıl bir şehirde yaşadıklarını bilmediklerini ifade eden Eczacıbaşı, kentte yaşayanların bunun farkına varmaları için sempozyum düzenlendiğini kaydetti.
Eczacıbaşı, 1950`lerde 1 milyon olan İstanbul nüfusunun bugün kimine göre 12, kimine göre de 18 milyona ulaştığını dile getirerek, buna bağlı olarak belediyeciliğin giderek çok büyük sorunlarla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Herkesin trafikten şikayet ettiğine dikkat çeken Eczacıbaşı, buna rağmen İstanbul`da 5 kişiden birinin araba sahibi olduğunu söyledi.
İstanbul`da çok büyük gelişmelerin yaşandığını, özellikle ekonomik açıdan büyük ilerleme kaydedildiğini anlatan Eczacıbaşı, zengin ile yoksul arasındaki farkın artmasına rağmen İstanbul`un bir bütün olarak ekonomik kalkınma içinde olduğunu kaydetti.
-BELEDİYE BAŞKANI DEMİRCAN-
Beyoğlu Belediye Başkanı Ahmet Misbah Demircan da sempozyumda mimariden sanata, sinemadan tiyatroya, şiirden kent yaşamına kadar birçok değişik başlıklar altında konuların ele alınacağını söyledi.
Sempozyumda dinleyici olacaklarını ifade eden Demircan, çünkü artık belediye başkanları ve yerel yöneticilerin kentleri kolektif bir akılla yönetmek zorunda olduğunu, "Tek başına her şeyi biliyorum" düşüncesinin artık tarihte kaldığını dile getirdi.
Demircan, sempozyumda çıkacak sonuçların gelecekteki projelerin uygulanmasında altlık olacağını kaydetti.
Demircan, 150. yılını kutlayan Beyoğlu Belediyesinin 2010 Avrupa Kültür Başkenti İstanbul`a yakışacak projeleri bir bir hayata geçirdiğini ifade ederek, kültür başkenti olmanın sadece sanatsal faaliyetlerle mümkün olmayacağını bildirdi.
Kültürel dönüşümün kentsel ve toplumsal dönüşüm ile desteklenmesi gerektiğinin altını çizen Demircan, kendilerinin projeleri ile bunu gerçekleştirdiğini ifade etti.
Demircan, "Akıllı Kent Otomasyonu" projesi kapsamında başbakanlık tarafından ödüle değer görüldüğünü açıklayarak, ödülü almak üzere Ankara`ya gideceği için sempozyumun bir kısmına katılamayacağını söyledi.
-TOPLUMSAL YAPI-
Sanat tarihi uzmanı Prof. Dr. Doğan Kuban ise "Toplumsal Yapı" başlıklı oturumda yaptığı konuşmada, "Kentsel Yerleşim ve Mimarlık" olarak belirlenen konuşmasını "Batılılaşma Kültürü ve Mimarlık" olarak değiştirdiğini söyledi.
Kuban, Türkiye`nin bugüne kadar kent olgusunu anlamış bir toplum olmadığını belirterek, İstanbul`un nüfusunun yarım yüzyıl içerisinde 10 kattan daha fazla arttığını, bu nedenle de kentsel yerleşim kavramının nasıl bir anlam taşıyacağını belirlemenin kolay olmadığının dile getirdi.
Kültür ile mimari arasında bir ilişki olduğunu kaydeden Kuban, İstanbul`un da minarelerinin sayısından anlaşılacağı üzere bir İslami şehir olduğunu, ancak Capitol, İstinyepark gibi yapıların İslami simgeler olmadığını belirtti.
Kuban, Beyoğlu`nun Galata ile başladığını ve İstanbul`un Avrupalılığının tohumunun Galata olduğunu söyleyerek, Beyoğlu`nun korunmasına karşı tepkileri olan bazı aydınları eleştirdi.
Beyoğlu`nun 1870`li yıllardan sonra tüm dünyanın da olduğu gibi emperyalist Avrupa sanatının etkisi altına girdiğini anlatan Kuban, Osmanlı`nın bilim, teknoloji ve ekonomik olarak yarı sömürge durumda olmaması ve politik konumunu koruyabilmesi durumunda bugün İstanbul`da görülen mimari yapıların Anadolu`da da görülebileceğini kaydetti.
Kuban, Beyoğlu`nun Avrupa mimarisi ile donanmasında yerli ve yabancı mimarların çalışmalarını yabancı sermayedarlarla yapmaları nedeniyle sorun çıkmadığını aktararak, Beyoğlu`nun mimari bir müze olduğunu söyledi.
Türk insanının 18. yüzyıldan bu yana Avrupa`dan her şeyi alma gayreti içerisinde olduğunu, bu durumun bugün de değişmediğini savunan Kuban, "Aslına bakarsak bugün Türkiye`nin dışa bağımlılığı Osmanlı`dan daha fazla. AB`nin onayı ile hareket ediyor, AB kapısında bekliyor ve Dubai marka olmaya çalışıyoruz. Bu, eskiden daha beter" diye konuştu.
Kuban, fiziki çevrenin hangi koşullarda yaratılmış olursa olsun, dünya mirası olduğunu dile getirerek, Türkiye`de fiziksel çevreye ilişkin kavramsal düşüncenin hiçbir zaman yapı aşamasından şehir aşamasına geçmediğini savundu.
İki gün boyunca devam edecek sempozyumda, Beyoğlu`na ilişkin 14 konu, konusunda uzman 21 konuşmacı tarafından 7 oturumda ele alınacak.