Haber 34 - İstanbul Haberleri - İstanbul Yaşam
Anasayfa Güncel Spor Kültür&Sanat Yaşam İlçeler Etkinlik Mekan
 
Bir Yılda Her Şey Değişti!

Bir Yılda Her Şey Değişti!

31.12.2007 12:19

Puan : 3.7/5 (7 kere puan verildi)

Sayfayı Yazdır | Bildir.net 'e Ekle | Facebook'a Ekle | Technorati | Digg | Delicious | Google | Yahoo | Stample Upon | Reddit | Mixx

Koskoca 365 günden oluşan 2007’ yi geride bıraktık. Türkiye’ de, tarihin en hızlı yıllarından birini, traji/komik bir şekilde atlattı.

Geride bıraktığımız 2007 yılında, hayatımızda ve çevremizde, akıl almaz değişiklikler oldu. Bunlara kısa kısa göz atmakta, nasıl bir yeni yılın bizi beklediğini tahmin etmek adına fayda var.

2007 ye bomba gibi bir Hrant Dink cinayeti ile girdik. Belki de yılın şekillenmesine bu cinayet neden oldu. Cinayetin hemen ardından binlerce kişi “Hepimiz Ermeniyiz” diye bağırdı.

“Hepimiz Ermeniyiz” söylemi, önce “Hepimiz Türk’üz” misillemesine boğuldu. Hatta bu sloganları karşılıklı olarak atanlar, sopalarla birbirlerine girdiler. Bu esnada birkaç ermeni de, sen nasıl “Hepimiz Ermeniyiz” dersin diye pataklandı.

Sonrasında dilden dile yayılan bu söylemler, aşırı kardeşçil bir yaklaşıma sebep oldu.

Vatandaş öyle bir hale geldi ki, kim memleketi nasıl kurtarırım konusunda iki kelam laf etse “Türk, Kürt, Ermeni, Laz, Çerkez kardeştir” demeye başladı. Açık oturumlardan, king oynanan kahvelere kadar, herkes aynı şeyi söylemeye başlayınca, ben kendimden utandım.

Yıllardır “insanların arasında ırk, din, dil gibi ayrımların yapılmaması lazım” konusunda yazdıklarımı arşivden çıkarıp yedim.  Bu söylemi ağzına sakız etmiş milletim, “Kiştik” kelimesinin ne anlama geldiğini bilmiyor. Bilmeleri de gerekmiyor zaten, insan kardeşinin dilini bilmek zorunda değil ki?

Yaz başlangıcında cumhurbaşkanımızı seçmek için bir araya gelen devlet, kendi bürokrasi eşiğini bir türlü aşamayınca, online bir muhtıra yedik. Muhtıranın yankısı ile devletin başı seçilemeden seçim sürecine gittik.

Seçim, kimileri için bir zafer, kimileri için bir hüsran oldu. Elinde balonlarla hoplayıp sevinenleri de gördüm, kendini rakıya vuranları da… Çevremizdeki insanların çoğunluğa AKP’ ye oy vermediğini iddia edince, %50 ye yaklaşan bir oranla iktidara gelen AKP’ nin gücünü maneviyattan aldığına bende iman ettim.

Bu arada, araya sıkıştırılan bir referandum oldu. Referandumda, halkın bir kısmına 11. Cumhurbaşkanını halk mı seçmeli diye sorarken, diğer kısmına başka bir soru soruldu. Dünya var olduğundan beri, farklı sorularla tek sonuca ulaşılan üstün zeka izleri taşıyan tek referandum ülkemizde yapıldı.

Tüm bunların sonucunda Abdullah Gül, Cumhurbaşkanı olarak köşke çıktı. Yine tarihimizde bir ilk yaşadık ve türbanlı bir first lady ( först leydi diye okunur ) sahibi millet olduk. Diğer İslam ülkelerinin leydileri ile bir araya gelen bizim först leydimiz, aralarındaki tek başı kapalı leydi olunca, İslamiyet’ i kalan 1,5 milyar insandan daha iyi bildiğimize bir kez daha inandık.

Bu duruma alışmakta zorluk çeken komutanlarımız, ilk başlarda afra tafra yapsalar da, onlar da duruma yıl içerisinde tamamen alıştılar.

Efendim, tüm bu fırtınalı ve komik siyaset döneminden sonra, ülkemizi acı terör olayları vurmaya başladı. Tekrar kardeş olduk, tekrar tek yumruk olduk ve bir tezkere heyecanı sardı hepimizi.

Tezkere çıktı, sınır ötesi operasyon dalgasına girdik, yıl bitti biz operasyonu bitiremedik.

Aylarca soğukta, askeri kamplar önünde yatan kalkan kameramanlar sayesinde, Habur, Kuzey Irak, Şırnak gibi bölgeler hakkında detaylı bilgi edindik. Her uçak kalkışında operasyon var diye bağıran kameramanlar işten atılırken, biz bu süreçte askeri uzmanlar olduk.

Eee, siz benim milletime aylarca televizyonda operasyon nasıl yapılır, askeri planlama nedir, terörle nasıl mücadele edilir gibi bilgi verirseniz, hepsini 2 ayda Kara Harp Akademisi’ ni bitirmiş gibi bilgili ve uzman yapmanız da kaçınılmazdır.

Vatandaş, öyle bir duruma geldi ki, son iki oynarken bile askeri taktikler uygulamaya başladı.

Araç tekerleğinden kaldırgaç yapan zeki insanlarım, namaz vaktini geçirdiğini anlayınca çalıştığı vinçi kıbleye çevirip namaza durdu. Böylece en yüksekte ( Malezyalı astronotu saymazsak ) namaz kılma rekoru da, ülkemizce kırılmış oldu.

Sağlık Bakanı ile tokalaşmayı reddeden vatandaşlar gözaltına alındı. Bakanlara gerekli ilgi ve alakayı göstermeyen saf memurlar ya soruşturuldu ya da sürüldü. Yine bir bakana bürokrasideki bir açığı anlatarak, hırsızlık var diyen bir akıl fukarası da tutuklandı.

Yılın sonuna yaklaşırken, beklenmedik ve dahice sınır ötesi operasyonlar başladı. Hemen ardından yine bilgi bombardımanına tutulduk. Hangi uçaklarla, hangi bombalar atıldı? Atılan bombaların birim ve toplam maliyetleri neydi? gibi konularda yine uzmanlaştık. “Ula, bi uçak yeri saptarken, öbürü bombayı gömüyormuş, gavur yine yapmış” diyen vatandaş, bizim o uçaklardan niye imal edemediğimizi bir türlü anlamadı. Anlaması için defaten meclise gelen, Aselsan’ ın 3 mühendisinin intihar etmesi yine araya kaynadı.

2007 yılında yine bir ilk yaşayarak, iki kurban bayramını tek yılda kutladık. Bildiğiniz gibi et, satılmayan bir ürün. Fakirlere et dağıtmak için sadece bir hayvanı keserek, et edinebiliyoruz. Her yıl bir defa fakirlere dağıtmak için bir hayvanı, çocuklarımızın gözünün önünde kesip, kanını da çocuğumuzun alnına sürdüğümüz olayı bu yıl iki kez yaşadık.

Gözünün önünde dünyanın en uslu ve mazlum canlıları boğazından bıçakla kesilen, ardından onun kanları alınlarına sürülen çocuklar, geleceğin potansiyelini de yine yıl içerisinde bize gösterdi. Adamın biri geçtiğimiz aylarda birkaç kişiyi doğradı, ardından da etlerini yiyip, “siz boşuna koyun, kuzu yiyonuz, ne varsa insan etinde” var diye diye hapsi boyladı.

Yine 2007 yılının en büyük değişikliklerinden biri de, medya dünyasında yaşandı. Eskiden hafta sonu akşamları en büyük ulusal kanallarda saatlerce şarkı söyleyen, ağlayan, kavga eden sanatçılar, artık para etmez oldu.

Kendileri yerel kanallardan bile daha az reytinge sahip ufak kanallara geçerken, prime time yayınları üslup değiştirdi. Hepimiz, hafta sonu akşamı en çok televizyon izlenen saatlerde, Nihat Hatipoğlu hocayı izleyerek ve dinleyerek imanımızı tazeledik. Diğer kanallar rekabet için, Zekeriya Beyaz gibi çeşitli ilişkiler hakkında uzmanlarla anlaşsalar bile, durmadan gülümseyen Nihat Hoca ile rekabet edemediler.

Ramazan bile geldi geçti. İçimiz dışımız “Çağrı” filmi oldu. Ramazan ayında eskisi gibi yüzlerce aç insanın gözü önünde vapurda simit çay keyfi yapanlar, bunu yapamaz olunca, “Mahalle Baskısı” ortaya çıktı. Bir ay “Mahalle Baskısı” konusunu, sonraki bir ay da “Malezya olur muyuz?” konusunu tartıştık.

Durum öyle bir hal aldı ki, Türkiye hangi ülke olsun, bunu tartışmaya başladık. E-posta adresimize “Türkiye Malezya olmasın, olacaksa Ukrayna olsun!” başlıklı ve içinde Yalta şehrinde sokaklarda gezinen bayanlarla ( kesinlikle normal bayan olamazlar, tümü manken ) dolu e-postalar yağmaya başladı.

Yıl içinde, dünyanın en büyük sosyal network esaslı sitesi Facebook patlama yaptı. Kimi bu Facebook’ tan yıllarca hiç görüşmediği, aramadığı, sormadığı dostlarını bularak “aaa ne cici” dedi, kimi ise yeni kız arkadaşlar tavlar mıyım umuduyla gezindi. Ama en garibi askeriye tarafından yapıldı. Askerden kaçan, kaçak kişiler, facebook üzerinden bulunarak yakalandı ve askere alındı.

Televole kültürümüz de tamamen değişti. Magazin programları salt görüntüyle idare edemediler, yerine dedikoducular yerleştirdiler. Her görüntüden sonra birkaç kişi, o görüntü ve orada olmayan kişiler hakkında dedikodu yaparak, yepyeni reyting sebepleri ortaya çıkardılar.

Yine televizyonlarda dizi patlaması yaşandı. Tutanlar yayında kalırken, yıl içerisinde yapımına başlanan dizilerden 26 tanesi ilk 5 bölüm sonunda final sezonu yayınlayarak, dünya televizyon tarihinde rekorlara imza atmamıza vesile oldular.

Ülkeden gitmeye kalkan köşe yazarlarını kovan başbakan, bir çığır daha açtı. Bu gitme/kalma mevzusunun hemen cılkı çıktı ki, önüne gelen ben gidiyorum, ben gitmiyorum gibi polemikler oluşturdu. Hatta ünlü piyanist ve kültürler arası barış elçisi Fazıl Say’ ın “Ülkeyi terk ederim” söylemi üzerine 250 tane köşe yazısı yazıldı.

Kabul etsek de, etmesek de, 2008 yılında değişim daha hızlı ve daha çevik olacak. Teknolojinin bu kadar ilerlediği bir dönemde Mouse ( bilgisayar faresi ) kullanmayı bilmeyen devlet adamlarımız olsa da, vatandaş haber sitelerinde bilgi bombardımanına uğruyor.

Ne kadar çok bilgi, o kadar çok gündem, ne kadar çok gündem, o kadar hızlı değişim…

Hepimize, sağlık ve mutluluk dolu bir 2008 dileklerimle…



Yorum Yaz
 
Etiketler : » yeni yıl » 365 gün » 2007 » türkiye » hrant dink » cinayet » hepimiz ermeniyiz » akp » tezkere » kara harp akademisi » yılbaşı » 2008 » televole

 ADnet Reklamları  
Siz de reklam verin  
Diğer Yazılar
Bir Yılda Her Şey Değişti!
Ey Şehit Anası! Ağlama...
Seçimler
Bu Pazar Pikniğe Gitmeyin!
Şehitler Ölmez mi?
Doktor istiyoruz, Kasap Değil!
Asıl Hain Kimdir
İki Asırda Ne Değişti?
Pamuk Eller Cebe, Vekil Olacağız!
Hıdrellez
Başkalarının Hayatı
Oyun Bozuluyor
İstanbul’da Bir Fransız
Çağan`ın Rivayetidir
İstanbul’a Kış Gelince..
Bir Yılda Her Şey Değişti!
Fransız Kültür Merkezi`de Mevlana Günleri
Facebook Hareketi
Asıl Hain Kimdir
İstanbul`un Dilencileri Birleşin !
Duygusal Eşik Oyunu
Anadolu Yakası Opera Binasına Kavuşuyor!
Facebook Neden 15 Milyar Dolar Ediyor?
Ey Şehit Anası! Ağlama...
Sonbahar Film Haftası “Filmekimi”
Aşk Peygamberi 800 Yaşında
Tüm Düdüklü Tencerelere
Eylül İyimserliği !
Msn`den Gelen Resimlere Dikkat!
İstanbul Canlı Kamera - İstanbul Haritası - İstanbul Namaz Vakitleri - İstanbul Firmaları - İstanbul Nöbetçi Eczaneler
Site Haritası - Yeniler - En Çok Okunanlar - En Çok Puan Alanlar
RSS - Technorati Favorilerime Ekle

Anadolu Ajansı
Sitemiz Anadolu Ajansı Abonesidir.
Tüm hakları saklıdır. © 2007
Yazılım ve İçerik EJDER