Bu yazı, Cemil Meriç kitapları ile büyümüş birinin, Üstadın vefatının 21.seneyi devriyesinde, sadece ondan bahsetmek isteğiyle kaleme alınmıştır. Cemil Meriç`in hayat hikâyesini birçok yerde bulabilirsiniz. O yüzden kronolojik bir anlatıma burada girmeyeceğim.
Üstat ile tanışmam merhum Hüseyin Akdan`ın kütüphanesinde dolaştığım bir güne rastlar. Ayakta sayfalarını çevirirken şaşırmış ve gecenin ilerleyen saatlerine kadar okumuştum Mağaradakiler’i. Daha sonra da Cemil Meriç`i hiç okumamış dostlarıma tavsiyem Bu Ülke ve Mağaradakiler ile başlamaları yönünde olmuştur.
Siyaset bilmi ve tarihi ile yoğun olarak ilgilendiğimi sandığım o günlerde, böylesine bir bakış ve böylesine tanımlamalar dahası çok ciddi bir bilgi birikimi beni sarsmıştı. Evet, Cemil Meriç okuyucusu yazarın bilgi birikimini tüm ciddiyeti ve büyüklüğü ile hisseder. Bunu söylerken sakın yanlış anlaşılmasın, Cemil Bey bunu ne kadar kitap okuduğunu ispatlamaya çalışan alık aydınlar gibi kitap listeleyerek yapmaz. Hatta sizi belirli bir birikimde varsayarak konuşur. Raskolnikov ya da herhangi bir roman karakterini veya tarih sahnesinde yer almış herhangi bir komutan ya da filozofu siz zaten detayları ile bilmiş, öğrenmiş ve üzerinde düşünmüş olmalısınız. Sizi böyle kabul eder. İşte bu sayede Cemil Meriç okumaya ve anlamaya çalışan birisi kendini daha çok ve daha çok okurken bulur. Ne okursanız okuyun, Cemil Meriç karşısında okuduklarınızın yetersiz olduğu hissinden kurtulamazsınız.
Yıllar geçtikçe Cemil Meriç karşınızda akıl hocanız aynı zamanda ailenin bir büyüğü gibi durmaya başlar. En azından bu benim için böyle olmuştur. Cemil Meriç sevdiğim bir yazardan bahsederken hep biraz tereddütle başlardım o yazısını okumaya. Tereddüdün sebebi sevdiğim yazara Cemil Bey`in nasıl yaklaşacağı meselesi. Eğer Cemil Meriç okumaktan zevk aldığım ve saygı duyduğum yazarları olumlu eleştirse sevinir, kendimi onanmış hisseder, hicvettiğinde ise kafam karışırdı. Büyüyen her çocuk gibi fikirlerim biraz daha olgunlaşmış ve bu duygudan kurtulmuş olsam da, kendi yargılarıma ve terazilerimin oluşmasında da Cemil Meriç büyük paya sahiptir.
Cemil Meriç`in hayatımdaki yeri sanırım yeterince açıklayıcı… Size bu abartılı da gelebilir. Lakin benim için sayıları on kişiyi geçmeyen bu Üstatlar tüm okuma yazma serüvenime ışık tutmuş ve tutacaklardır. Düşünmeyi hatta okumayı onlardan öğrendim ve öğreneceğim.
Türkiye`de belirli siyasi gruplar zaman zaman Cemil Meriç`i kendilerine yakın ya da kendilerini ona yakın zannettiler. Bunun tam tersi Cemil Meriç`i hiç okumadan dışlayanlar ve yok saymaya kalkışanlarda oldu. Lakin sağlığında ve ölümünden sonrada bu grup ve kişilerin onu tam anlamıyla idrak edemediğini okuyor ve görüyorum. Onu bir hoca gibi görmek ve işaret ettiklerini okumaya, düşünmeye çalışmak yerine siyasi ve dini yakıştırmalar, sahiplenme yarışları ile vakit geçiyor.
Cumhuriyet tarihinin en büyük entelektüellerinden Cemil Meriç`e yazdığı her satır ve anlattığı her şey için sonsuz teşekkür ederim. henüz Cemil Bey ile tanışmamış olanlara bir gün daha kaybetmemelerini öneririm..
Eserleri:
Bir Dünyanın Eşiğinde
Bu Ülke
Jurnal 1. Cilt
Jurnal 2. Cilt
Kırk Ambar 1. Cilt
Kırk Ambar 2. Cilt
Mağaradakiler
Saint Simon ilk Sosyolog ilk Sosyalist
Sosyoloji Notları ve Konferansları
Umrandan Uygarlığa
Bir Facianın Hikâyesi