Deniz kokusu, getiriyorum..
Şehr_i İstanbul’un en bakir, en kendi gibi kalabilen mekanıdır Burgazada.Köpekleri ayrı, çiçekleri başkadır diğer adalara nazaran..
İskeleden indiğinize burnunuza gelen rakı-balık kokusu ile başlar herşey. Açsanız ve canınız ayaküstü birşeyler atıştırıp adayı turlamaksa tartışmasız ilk durak, iskelenin bir arka sokağındaki büfedir (Buldozer denen nefis burgerin yapıldığı). Mideyi bir nebze susturduktan sonra başlarsınız sağdan sağdan yürümeye. (Sol taraf pazarın kurulduğu ada merkezine doğru gider..)
İki yol vardır sizi tepeye çıkaran;
İlki ; sahil yolunu takip ederek faytonları, bisiklet tamircilerini, adanın her daim esen burnunu, “mimi” koyunu ve manastırı geçilerek gidilip, çiçeklerle dolu “cennet yolu” na çıkan yol..
İkincisi ise sahil yolundan sola dönülüp eski evlerin ortasından, şirin kilisenin yanından çıkan hafif yokuştur. Ufak bir yol ayrımına geldiğinizde bir bakkal belirir ki Kalpazankaya öncesi son ihtiyaçlarınız için bekler sizi. Sağa bakarsınız köy yolları, sola bakarsınız yeniden yeşillenmeye çalışan Burgaz’ın çıtır fidanları..
Ağaçların gölgesinden ilerledikçe “Kalpazankaya” çıkar karşınıza (her ne kadar şimdilerde turizm ve modernizme kapılsa da) Nefis balık ve mezeleri, buz gibi birası ile bir “oh” çekip uzaktan İstanbul’u izlemenin keyfi, hafif susamışlık ve mis gibi ada havasıyla kurulursunuz kare örtülü tahta masalara..Hem şehirde olup, hem şehri dışarıdan izlemenin en tatlı yeridir Sait Faik Abasıyanık’ın Kalpazankaya’sı..
Şimdilerde evi müze olan Sait Faik halen Kalpazankaya Restaurant’ın ortasında bankta otururken karşılar sizi aşikar misafirperverliği ile..
Güneş de batmıştır artık, dönme vaktidir İstanbul’un kaosuna. Yokuşlardan dinlenmişlik, ciğerlerdeki mis gibi oksijenin rahatlığı ile inersiniz ağırdan. İskeleye vardığınızda akşam yemeği için kurulmuştur sofralar balıkçılarda..
Vapur iskeleye yanaşmaktadır..
Bir kez gelirsiniz adaya, dönerken ikincisinin planını yaparak geçer vapur seyahati. Her daim aynı samimiyet, her defasında farklı süprizlerle Burgaz hep sizi bekler,
Sait Faik de öyle..
Beste Dirican – 04.07.07