Olmaya Devlet Cihanda, Bir Nefes Sıhhat Gibi… / Kanuni Sultan Süleyman
Sağlık, hayatımızda sahip olmamız gereken en değerli, en önemli olgudur. Söz konusu sağlık olduğu zaman; gözümüz ne parayı görür, ne de başka varlıklarımızı. Bu nedenle de, sağlık sektörünün her tarafı getirime açık, maddi açıdan doyurucu ve çok büyük rakamların döndüğü alanlardır.
Son zamanlarda devlet hastanelerimizin pek de iç açıcı olmayan durumlarından ötürü, bir anda çoğalan özel hastanelerin, hepimiz farkındayız. Bunlardan bazıları, oldukça düzgün ve titiz çalışırken, paraya odaklanmış ticarethane gibi işletilen hastaneler de yok değil. Nitekim en son yaşadığımız, minik bir kız çocuğunun vahim ve trajik ölümü de bunun bir göstergesi.
Hiçbir teste tabi tutmadan, kâğıt üzerinden psikoteknik analiz raporu verenlerden, son derece ilkel şartlarda doğum yaptırıp can alan kurumlara kadar tuhaf sağlık kurumları her şehirde türemiş durumda. Gözlerini para hırsı sarmış ve hipokrat yeminini unutmuş birkaç doktorumsu canlılar da bu yerlere kapak atınca, durum daha da vahim bir hale geliyor. Gereksiz bir şekilde, döner sermaye primini arttırmak amacıyla, önüne gelen hastayı tahlillere boğan, ameliyatlara alan, kesip biçen bu kişilere doktor demek, içi cevher dolu tüm doktorlarımıza yapılacak en ağır hakarettir.
Geçtiğimiz aylarda bir arkadaşım 25 yaşında kalp krizi geçirdi. Kriz anında yetiştirildiği özel hastanede ana damarına acilen stand takıldı. 20 gün sonra gittiği kontrolde, sadece tansiyonu ölçüldü. Doktoru muhatap bile olmadı. Stand takıldıktan 25 gün yani kontrole gitmesinden 5 gün sonra yeniden ve daha ağır bir kalp krizi geçirdi. Bu süreç içerisinde hastaneye 11 bin liranın üzerinde ödeme yaptı.
Sonrasında tavsiyelerle gittiği TIP fakültesindeki bir doçent kendisine yanlış müdahale yapıldığını detaylı olarak anlattı. İlk kriz anında ana damara takılan ilaçlı stand yanlış bir uygulamaymış. Ardından gittiği kontrolde doğru düzgün ilgilenilmediği için, ikinci krizi de bu nedenle geçirmiş. Tüm bunları bilgisayarından detaylı makalelerle göstererek anlattığı için olay gayet açık. Arkadaşım verdiği paraya mı yansın, yoksa parasıyla hayatını az daha takas ettiğine mi üzülsün şaşırmış durumda…
Şimdi bu yanlış müdahaleleri yapan kişiye doktor demek, benim tüm doktorlarıma hakaret olmuyor mu? Kendisini özel bir hastaneye atmış, hiçbir konuda araştırma yapmayan, tıp biliminin yeniliklerini takip etmeyen, önüne gelen her hastayı ameliyat eden, düşünmeden ve incelemeden stand takan, insanların hayatıyla oynayarak müthiş gelirlere de sahip bir kişi, değil doktor, sadece ‘d’ harfi bile olamaz…
Herkese sesleniyorum; sağlığınızın peşinde olun. Size kötü davranan bir doktor ile tedavinizi sürdürmeyin. Sağlığın, özeli, geneli yok. Problemlerinizde, mümkün olduğunca çok doktor ile istişare edin ve içlerinden en güvendiğiniz, en uzman olana kendinizi emanet edin. İki lafının bir başı para olan, bıçak parası isteyen, sağlık güvenceniz olmasına rağmen sizi ısrarla özel ameliyathanelere yönlendirmek isteyen kişilerden uzak durun.
Kötü muamele gördüğünüz ya da size yanlış müdahalelerde bulunarak hayatınızla oynayan doktorların isimlerini de eşinize dostunuza verin. Böylece toplumsal temizliğe katkınız olsun. Kötülerin isimleri ortaya çıkmadıkça, iyilerin değeri bilinmez dostlar. Görevinin kutsallığının farkında olan ve yüreği insanlara yardım etmekle dolu, tüm doktorlarımızı da; birbirimize tavsiye etmeliyiz. Ancak böylelikle kendimizi kasaplardan kurtarıp, gerçek doktorların ellerine emanet edebiliriz…