René Block’un küratörlüğünde ve Melih Fereli danışmanlığında hazırlanan “Türkiye’de Güncel Sanat” dizisi, uluslararası platformda adlarını duyuran Türkiye’den sanatçıları kapsamlı monografilerde okurlarla buluÅŸturuyor
Açık olduğu saatler:
Hafta içi 10:00 - 19:00
Cts. 10:00-18:00 / Pz. 13:00 – 18:00
AyÅŸe Erkmen’in En Ünlü Yapıtlarından Birine Dair:
“AyÅŸe Erkmen’in iÅŸlerinin çoÄŸu ciddi bir teknik müdahaleye gereksinim duyan masraflı, özgül enstalasyonlardır. Hem mekâna içkin kavramına iliÅŸkin bir örnek teÅŸkil etmesi için hem de ‘ÅŸimdi’ ile neyin kastedildiÄŸine dair bir örnek eser olarak 2001 yılında Frankfurt am Main’de yaptığı “Shipped Ships” [“Taşınan Gemiler”] iÅŸi örnek verilebilir. Bu eser Erkmen’in çalışma biçimini tarif eden bir iÅŸtir ve Deutsche Bank’ın, gösteriÅŸli performansların kamusal alanda sergileneceÄŸi “Momente” [“Anlar”] konseptinin Frankfurt’taki pilot projesi olarak dünya çapında açtığı yarışmadan yola çıkarak ortaya çıkmıştı.
AyÅŸe Erkmen “Shipped Ships” için İstanbul, Venedik ve Åžingu’da ÅŸehir hatlarında vapur olarak kullanılan ve insanları bir noktadan bir baÅŸkasına taşıyan üç gemiyi bir yaz boyunca buranın suyolu ulaşımında hizmet vermek üzere Frankfurt am Main’e getirtti. Masraflı lojistik çabaların sonucunda üç gemi, iÅŸletim personeli de dâhil olmak üzere İstanbul/Türkiye, Venedik/İtalya ve Åžingu/Japonya’daki belediye iÅŸletmelerinden ödünç alındı. Aslında baÅŸka liman kentlerinin de katılması düşünülmüştü (Helsinki / Amsterdam) ama gelen ilave masraflar nedeniyle gerçekleÅŸtirilememiÅŸti. Frankfurt’a gelmeleriyle bu gemiler birer “heykel” iÅŸlevi gördü. İzleyicilerin binip kenti baÅŸka bir perspektiften, nehirden yaÅŸayabilecekleri, içine girilebilir mekânlardı. Gemilerin Frankfurt’a geliÅŸ süreciyse “Taşınan Gemiler” adının doÄŸmasına neden oldu; vapurlar karga tulumba kaldırılıp büyük nakliye gemileriyle esas kentlerinden buraya getirilmiÅŸlerdir. Vapurların iÅŸletimi toplumsal bir hizmet deÄŸil, Frankfurt’ta daha önce mümkün olmayan, kenti nehirden izlemeye yönelik salt estetik bir sunuydu.
Friedrich Meschede
AyÅŸe Erkmen’le SöyleÅŸiden Bir Bölüm:
FatoÅŸ Üstek: Kâzım TaÅŸkent Galerisi’ndeki serginiz, sizin Türkiye’de uzun zamandır –Galerist’teki sergileriniz dışında– gerçekleÅŸtirdiÄŸiniz ilk kiÅŸisel serginiz olacak. Bu anlamda yayınının da önemli bir konumu var. Sizinle yapılan söyleÅŸilere, üretiminiz üzerine yayımlanan yazılara ve internet ortamında sizin hakkınızda çıkan bilgilere göz attığımda, Türkiye’de çok fazla bir tanınırlığınızın olmadığı, belli baÅŸlı bazı üretimleriniz dışında bilgi sahibi olunmadığı dikkatimi çekti. Tünel’de bulunan heykeliniz en fazla tanınan ve üzerine konuÅŸulmuÅŸ olan iÅŸiniz. Bu doÄŸrultuda, bu söyleÅŸinin iÅŸlerinizi, sizin üretim dinamiklerinizi paylaşıma açmak anlamında önemli bir yeri olduÄŸunu düşünüyorum. Sorularıma baÅŸlamadan önce eklemek istediÄŸim bir nokta daha var: Bu söyleÅŸinin soru-cevap tekdüzeliÄŸinde gerçekleÅŸmesinden ziyade; iÅŸleriniz, sanat yaklaşımları, sanat üretimi ve çeÅŸitli kavramlar üzerine gerçekleÅŸen keyifli bir söyleÅŸi olmasını anlamlı buluyorum. Bu noktada kendimi sorularla söyleÅŸiye ilk itkiyi veren olarak konumluyorum. Pek çok yazar, eleÅŸtirmen ve küratör tarafından heykel, fotoÄŸraf, video medium’larını (araç), enstalasyon, animasyon ve müdahale dillerini kullanan bir sanatçı olarak tanımlanıyorsunuz. Andrea Schlieker’le yaptığınız bir söyleÅŸide, üretiminiz yer deÄŸiÅŸtirme veya yeniden yerleÅŸtirme, hareket ve engelleme üzerinden tanımlanıyor. Ben, sizin de birçok söyleÅŸinizde belirttiÄŸiniz gibi, üretimlerinizi heykel olarak deÄŸerlendiriyorum. Heykel nosyonunu farklı medium’ları kullanarak açımladığınızı düşünüyorum.
Ayşe Erkmen: Evet, daha önceki birçok söyleşimde de söylediğim gibi ürettiğim şeyin heykel olduğunu düşünüyorum. Bu yaptığım iş; bir ses ya da bulunmuş bir taş veya dans eden bir genç de olsa, bu üretimlerimin her birinin birer heykel ya da heykel üzerine, dolayısıyla sanat üzerine bir üretim olduğunu düşünüyorum.
F.Ü.: Heykel üzerine çalışmalarınızın en iyi örneÄŸi 1997 yılında Münster’de gerçekleÅŸen sergi için yapmış olduÄŸunuz proje olsa gerek. Bu iÅŸ, aslında Münster’deki Katolik kilise ile yapmak istediÄŸiniz bir proje sonucunda ortaya çıkmıştı. Kilise’nin dış cephesine asılmak üzere yelkovan ve akrebin eÅŸit uzunlukta olduÄŸu bir saat önerisinde bulunmuÅŸtunuz ve öneriniz geri çevrilmiÅŸti, bunun üzerine ikinci bir öneride bulunduÄŸunuzda, kilise sergi küratörleri ile baÄŸlantıya geçerek, tekrar bir öneride bulunursanız sizin kilise sınırları dâhilinde hiçbir proje gerçekleÅŸtirememeniz için kural koyacaklarını açıklamış, siz de bunun üzerine kilisenin üstünde –havada– bir proje yapmaya karar vermiÅŸtiniz. Ve Ulusal Müze’nin deposunda bulunan heykelleri belirli sürelerle –dört gün, bir hafta,...– kilisenin karşısında bulunan müzenin çatısında sergilemeye karar vermiÅŸtiniz ve bu heykeller Ulusal Müze’nin deposundan alınarak müzenin çatısına helikopterle taşınmıştı. Helikopterle müzeye gelirken kilisenin üzerinden geçiyordu.
A.E.: “Münster Sculpture Project” 10 yılda bir tekrarlanan büyük bir sergi, bir heykel sergisi. BahsettiÄŸiniz proje de doÄŸrudan heykelle ilgili bir iÅŸ. Heykelin fonksiyonları, kendi iç oluÅŸumu, heykelin konumlanması ve tüm bu edimler sırasında nasıl bir süreçten geçiyor olduÄŸunu göz önünde tutarak müzenin deposundan ÅŸehre, müzeye, ÅŸehirden depoya geri dönen bir heykelin serüveni üzerine bir iÅŸ yaptım. Heykelin müzenin üzerinde konumlanması, onun geldiÄŸi yeri iÅŸaretliyor, müzenin üzerinde belirli sürelerle sergilenmeleri, orada beklemeleri bir sanat yapıtının müzedeki bekleyiÅŸine gönderme yapıyor. Heykellerin açık havada taşınması onların geldikleri yere geri dönüşlerini de görünür kılıyor, çünkü her zaman bir geri dönüş var: Sanat yapıtı için bir müzenin koleksiyonunda bulunmak onun sergilendiÄŸi zamanlar dışında müzenin deposuna geri dönüşünü de içerir. Bu anlamda bu iÅŸ, bir sanat kurumunun iÅŸleyiÅŸi, bir sanat yapıtının kurumsallaÅŸma sürecini de görünür kılıyor. ÇoÄŸu iÅŸlerimde buna benzer bir iÅŸleyiÅŸ söz konusu. Üretim, düşüncenizin sunuma dönüşmesi sürecinde geçirdiÄŸi dönüşümle ve kazandığı katmanlarla oluÅŸuyor.
|