Grammy Ödüllü Yalın Ayaklı Diva İstanbul’da
Müzik dünyasının çıplak ayaklı efsane vokali, heybeti, duygusal ÅŸarkıları,görkemi, ışığı ve tüm renkleriyle 31 Temmuz’da karşınızda.. 1988 yılında De Silva isimli genç bir Fransız’ın teklifiyle Paris’e gidip “La Diva aux Pieds Nus” (Yalınayaklı Diva) isimli albümü kaydettiÄŸinden beri tüm dünyada efsane haline gelen Cesaria Evora, 1995 yılında ilk kez Grammy adaylığına gösterildiÄŸinden beri en çok satan isimlerden biri olmaya devam ederken Grammy dahil olmak üzere ödüllere doymayan diva daha Türk dinleyicileriyle buluÅŸuyor!
60 yaşında bir dünya starı haline gelen Cesaria Evora yıllara meydan okuyor..Daha önce Türkiye de dahil olmak üzere gittiÄŸi her ülkede konserleri kapalı giÅŸe olan Cesaria Evora 31 Temmuz’da UNilife Organizasyonu ile Fenerbahçe True Blue’da
CESARIA EVORA HAKKINDA
Cesaria Evora 27 aÄŸustos 1941 yılında Mindelo’da (Cape Verde) dünyaya geldi. Alkolik babasının ölümünden sonra annesinin fakirlikten dolayı Evora’yı yetimhaneye vermesiyle, sanatçının müzikal kariyeri yetimler korosunda ÅŸarkı söylemesiyle baÅŸladı. Onüç yaşında korodan ayrılan sanatçı , Eduardo isimli bir gemiciyle büyük aÅŸk yaÅŸadı. Ardından kendini yerel barlarda ÅŸarkı söylerken bulan sanatçı, aynı zamanda mornalar; diÄŸer bir deyiÅŸle bir çeÅŸit ulusal blues diyebileceÄŸimiz ÅŸarkılar seslendirmeye baÅŸladı ve bu alanda kendini yetiÅŸtirdi.
1973 yılında Cape Verde adasının Portekiz kolonisinden çıkıp özgürlüğünü kazanmasından sonra popüler olmaya başlayan sanatçı, özellikle yüksek sosyetenin kabulünü kazandı. Buna rağmen köklerinden hiçbir zaman kopmayan sanatçı açlığın ve sefaletin ne olduğunu iyi bildiğinden bunu şarkılarına da yansıttı.
Bu dönemden sonra on karanlık yılını kendi kaderini ve ailevi iliÅŸkilerini sorgulamakla geçirdi. 47 yaşına kadar adını kimsenin duymadığı Cesaria Evora (arkadaÅŸlarının deyimiyle ‘Cize’) 1988 yılında De Silva isimli genç bir Fransız’ın teklifiyle Paris’e gidip “La Diva aux Pieds Nus” (Yalınayaklı Diva) isimli albümü kaydetti.. Albümün kendi toplumu tarafından oldukça beÄŸenilmesinden sonra, sanatçının bir diÄŸer albümü “Miss Perfumado” 200.000 kopya sattı ve sanatçıya uluslararası bir şöhret kazandırdı. Fransız basını uzun süre sanatçıyı Billy Holiday, Edith Piaf gibi sanatçılarla karşılaÅŸtırdı.
1994 yılında “Sodade, les plus belles mornas de Cesaria” isimli toplama albümünü piyasaya süren sanatçı aynı yıl içinde içkiyi bırakma kararı aldı. 1995 yılında albüm satışlarından dolayı Grammy Müzik Ödüllerine aday gösterildi. “Cesaria” isimli albümünden sonra dünyanın dört bir yanında konserler vermeye baÅŸlayan sanatçı, 1997 yılından sonra “Cabo Verde”, “Mar Azul” albümlerini yayınladı.
1998 yılında Havana’da bir grup Küba’lı ve Brezilya’lı sanatçıyla “Cafe Atlantico” isimli albümünü kaydetti. Sanatçı 60 yaşına geldiÄŸinde artık bir dünya starı haline gelmiÅŸti. Paris’te kendisine bir stüdyo kuran sanatçı 60’a yakın müzisyenle uzun süre çalışmanın meyvesi olan “Sao Vincente Di Longe” albümüyle büyük baÅŸarı yakaladı. Albümdeki iki ÅŸarkı “Linda Mimoza” ve “Negue” Küba’da, “Regresso” ise Brezilya’da kaydedilmiÅŸti...
Sonraki yıllarda Dünya’yı dolaşıp aralarında Türkiye’nin de bulunduÄŸu ülkelerde yüzlerce konser veren Evora, pek çok ödül aldı. 2003’yılında Güncel Dünya MüziÄŸi kategorisinde “AÅŸkın Sesi (Voz d`amor)” adlı albümüyle aldığı Grammy ödülü bunlardan biri. Çıplak ayaklı diva olarak anılan sanatçı için bu ödüllerin belki en anlamlısı ülkesi tarafından verilen “Kültür Elçisi” ünvanı.Her ÅŸarkısı milyonlarca kiÅŸi tarafından dinlenen sanatçı, hayat verdiÄŸi hüzünlü ÅŸarkılarla tanınıyor. Åžarkıları, Portekiz Fado`larından Küba ve Afrika müziklerine uzanan geniÅŸ bir yelpazeyi yansıtıyor. |