ORLANDO
400 yıllık zaman dilimini hiç yaşlanmadan, iki farklı cinsiyette yaşayan İngiliz aristokrat Orlando’nun öyküsü. Sally Potter’ın cinsel kimliği sorguladığı filmde, Kraliçe Elizabeth’in haznedarı bir erkek olarak hayata başlayan Orlando, inişli çıkışlı, arayışlar içerindeki yolculuğunun ortasında mucizevi bir şekilde bir kadına dönüşüyor. Virginia Wolf’un romanından uyarlanan, fantastik öğelerle bezenmiş, keskin mizah ve çarpıcı imgelerle yüklü bir macera.
TILDA
İnsan hep kendini oynar. Ne yaparsan yap, otobiyografiktir. Çünkü sonuçta en son istediğin şey, oynuyormuşsun gibi görünmektir." – Tilda Swinton
İstanbul Modern Sinema, İskoç oyuncu Tilda Swinton’ın beyazperdedeki avangard kişiliğine ışık tutuyor. "Tilda" isimli program, sanatçının çoğu Türkiye’de ilk kez gösterilecek olan filmlerinden oluşan bir seçki sunuyor.
Tilda Swinton, kariyerine düşük bütçeli deneysel filmlerle başladı, filmografisinin ilk yedi filminde bağımsız İngiliz sinemasının kışkırtıcı ve eşcinsel eylemcilerinden Derek Jarman ile çalıştı. Prenses Diana ile aynı okulda okudu, uzun süre at yarışıyla uğraştı, elektronik müzik grubu Orbital’ın "The Box" isimli parçasında "uzaylı"yı oynadı, "The Maybe" adlı enstalasyon için, günlerce, sekiz saat cam bir prizmanın içinde uyudu, Jarman’ın "The Garden" filminde Meryem Ana oldu...
Swinton, Jarman’ın hayal gücünün tesis ettiği bu deneysel rollerden sonra, 1994’te yönetmenin ölümüyle birlikte rotasını Hollywood’a çevirdi: Narnia Günlükleri’nde Beyaz Cadı’yı, Dipsiz`de (The Deep End) korumacı bir anneyi oynadı. Üstelik Hollywood bunun karşılığını da vermeyi ihmal etmedi, bu yıl Avukat’taki (Michael Clayton) rolü için Swinton’ı Oscar ile taçlandırdı.
Tilda Swinton oynadığı birbirinden farklı kadınlarla İstanbul Modern Sinema’da izleyiciyle buluşuyor.
Yerleşik kadın imgelerinden uzak, öte-dünyalı imajıyla cinsel kimlik kalıbını bozan, hatta çoğu zaman bu çiftyönlü cinselliği Orlando’daki gibi aynı rolde yansıtabilen, androjenin anlamını keşfetmeye devam eden oyuncu, cinsel kutuplarda olduğu kadar çağlar arasında da rahat geçişler yapabiliyor, büründüğü her karaktere hipnotik bir güç yüklüyor.
TEKNO-ŞEHVET / TEKNOLUST
Yönetmen: Lynn Hershman-Leeson
2002, Renkli, İngilizce, 85"
Video sanatının öncü isimlerinden Lynn Hershman-Leeson’ın alternatif tarzda çektiği bu film, "hi-tech bir komedi" olarak tanımlanabilir. Yapay zekâ üzerine çalışan biogenetik uzmanı Rosetta, DNA’sını bir bilgisayar programına yükler ve kendisinden üç kopya üretir. Öykü, kendisine benzeseler de, saç, kostüm ve karakterleri birbirine zıt bu üç klon etrafında gelişiyor. İnsan duyguları ile teknoloji arasına sıkışmış modern zamanların kirliliğini inceleyen Tekno-şehvet, bilgisayar grafikleriyle yüklü, ‘80’lerden fırlamış bir siber-parodi denemesi.
KADIN SAPKINLIKLARI / FEMALE PERVERSIONS
Yönetmen: Susan Streitfeld
1996, Renkli, İngilizce, 119"
Eve, şoven bir toplumda dikiş tutturmaya hatta topluma kök söktürmeye çalışan bir avukat. Ama tüm bu hırslı çabalamaları onu delirtiyor. Modern dünyada kadın vücudunda yaşamanın çetrefilliğini resmeden Kadın Sapkınlıkları kışkırtıcı bir kadın filmi... Eve, bir yandan kendi hayatına anlam vermeye çalışmak, öte yandan da kleptomani sorunları olan kız kardeşiyle ilgilenmek zorunda. Kusursuzluk ile delilik arasında bulanık bir yerde duran Eve, Swinton’ın performansıyla yükseliyor.