Hatırlarım ;
O zamanlar 12-13 yaşlarımdayım. Etrafımdaki abiler ablalar şu grup gelse de dinlesek demeyi bırakın, yılda 2 en fazla 3 adet olan büyük stad konserleri için 3 ay öncesinden para biriktirir, anne-babadan izin alır, derslerini bile ayarlardı. (rock müzikle büyümüş son neslin temsilcisi olarak net bir şekilde hatırlıyorum)
Bu bahsettiğim nesil şu an 30lu yaşlarını geçiriyor, sonundan da olsa yakaladığım için hatırlamam hiç zor değil. Metallica, Guns’n Roses konserleri için lisede sınav erteletmiş, saha içinde olmayacağına dair söz verip, gazetede resminin çıkması üzerine aileye yakalanmış, her yeni haberi yabancı dergilerden takip edip dünyada olup biteni gerçekten araştıran bir ilk gençlik zamanlarının ardından sonunda bize de yerleşen şu “festival” olgusu.
Hep o yabancı kanallardan izleyip “ Ya, ne güzel, keşke bizde de olsa ” demekten dilimizde tüy kalmamışken, en nihayetinde biz de öğrendik “festival” kavramını..2000 senesinde H2000 ile başlayan bir macera iken, şimdilerde bu akım 7. yaşında. Bazı konularda Türk insanının kendini ne kadar geliştirdiğine, geçen hafta ( 29 Haziran – 2 Temmuz ) Solar Beach / Kilyos sahilindeki Radar Live 2007 festivalinde bir kez daha şahit oldum. Dinamo Organizasyonun bu denli büyük ölçekte ve iyi planlanmış festivalden alnının akıyla çıktığını senelerdir çeşitli festivalleri gezen bir şahıs olarak sevinerek söyleyebilirim. Elbetteki aksilikler, binlerce kişinin içerisinde yaşanabilecek sorunlar her organizasyonda olur, ama profesyonellik bunların üstesinden sakince gelebilmektir..diye düşünüyorum ben.
İnsanoğlunun yapısal özelliklerini bir kenara bırakın, bunun gibi alışkanlıkları yeni yeni edinen ülkemde kişisel sıkıntıların yaşanması doğaldır, aşılacaktır, alışılacaktır.
Önemli olan kaliteli müzik ve aynı eğlence anlayışına sahip binlerce kişinin yarattığı pozitif enerji ile geçen dopdolu 4 gün..
Gündüz denizin ve güneşin, gece rüzgarlı Karadeniz havasının tadını çıkarmak, kısa bir zaman bile olsa şehirden uzak sevdiklerinle geçen zaman..
Keyfin yorgunlukla birleşimi ve geride kalan bir “ festival “ daha..
Dinamo Organizasyon’a, başta kadim dostum Misak Tunçboyacı olmak üzere tüm çalışanlara teşekkürlerimle