Ramazan Ayı; Hicri takvime göre yılın dokuzuncu ayıdır. İslamiyet`te kutsal kabul edilen bu mübarek ayda Müslüman alemi oruç tutar.
`Ramazan` Arapça kökenli bir sözcük olup, (çok sıcak olma hali) anlamına gelir ki, tahmini olarak bunun nedeni; Ramazan orucu ibadeti ilk uygulanmaya başladığında, yaz aylarına rastlamasıdır.
Ramazan ayının her yıl 11-12 gün geriye atmasının nedeni; Hicri Takvim`e göre düzenlenmiş olmasıdır. Hicri Takvim; Ay`ın Dünya`nın etrafında dönüşüne göre hesaplanmaktadır. Bunun sonucu olarak Ramazan ayı her sene miladi takvimde öne kayar. Ramazan ayının aynı tarihlere denk gelmesi ise yaklaşık olarak her 32 senede bir yıla rastlar.
Türkiye`de bu yıl; 1 Eylül ve 29 Eylül tarihleri arasına rastlayan Ramazan ayı; 2009 yılında, 22 Ağustos ve 20 Eylül tarihleri arasında, 2010 yılında ise 11 Ağustos ve 9 Eylül tarihleri arasında olacaktır.
Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur`an`ın indirildigi aydır. Sizden her kim bu ayda bulunursa oruç tutsun." Bakara, 2/185.
Peygamber efendimiz (s.a.v.), Ramazan-ı şerifin fazileti hakkında buyuruyor ki:
(Ramazan ayı mübarek bir aydır. Allahü teâlâ, size Ramazan orucunu farz kıldı. O ayda rahmet kapıları açılır, Cehennem kapıları kapanır, şeytanlar bağlanır. O ayda bir gece vardır ki, bin aydan daha kıymetlidir. O gecenin [Kadir gecesinin] hayrından mahrum kalan, her hayırdan mahrum kalmış sayılır.) [Nesai]
Ramazan ayının 27. gecesi Kadir Gecesi olduğu bir çok kişi tarafından kabul edilsede, Kuran`da yada hadislerde Kadir Gecesini`nin tam olarak hangi gün olduğu belirtilmemiştir.
İlgili Kadir Suresi 97. ayet şöyledir: `Şüphesiz, biz onu (Kur`an`ı) Kadir gecesinde indirdik. Kadir gecesinin ne olduğunu sen ne bileceksin! Kadir gecesi bin aydan daha hayırlıdır`
Bakara Suresi`ne göre; Kur`an`ın İslam peygamberi Muhammed`e gönderilmesi Ramazan ayında başlamıştır ve bu ay içinde `oruç` tutmak Müslümanlara emredilmiştir. İlgili ayet şöyledir.
"O Ramazan ayı ki, insanları irşad için, hak ile batılı ayırt eden, hidayet ve deliller halinde bulunan Kur`an onda indirildi. Onun için sizden her kim bu aya erişirse oruç tutsun. Kim de hasta veya yolculukta ise tutamadığı günler sayısınca diğer günlerde kaza etsin. Allah size kolaylık diliyor, zorluk dilemiyor. Bir de o sayıyı tamamlamanızı ve size gösterdiği doğru yol üzere kendisini yüceltmenizi istiyor. Umulur ki, şükredesiniz!" (Bakara suresi 185. ayet)
Bu ay boyunca gündoğumundan önceki alacakaranlıkile günbatımından sonraki alacakaranlık arasında yemek-içmek ve cinsel ilişkide bulunmak Müslümanlara yasak kılınmıştır. Mükellef olan Müslümanların Ramazan orucunu tutması farzdır.
Ramazan Bayramı
Ramazan Ayının bitiminde, Ramazan Bayramı ya da Şeker Bayramı olarak adlandırılan, bayram tüm Müslümanlarca kutlanır.
Muhammed Peygamber, bir Şaban ayının son günü hutbede şöyle konuştu:
"Ey Müslümanlar! Üzerinize öyle büyük bir ay gölge vermek üzeredir ki, bu aydaki bir gece "Kadir Gecesi", bin aydan daha hayırlıdır. Allahü teâlâ, bu ayda; her gün oruç tutulmasını emretti. Bu ayda, geceleri terâvih namazı kılmak da sünnettir. Bu ayda, Allah için ufak bir iyilik yapmak, başka aylarda, farz yapmak gibidir. Bu ayda, bir farzı yapmak, başka ayda 70 farz yapmak gibidir. Bu ay, sabır ayıdır. Sabredenin gideceği yer Cennettir. Bu ay, iyi geçinme ayıdır. Bu ayda müminlerin rızkı artar. Bir kimse bu ayda bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu Cehennem ateşinden azat eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir."
Cemaat, "Yâ Resûl! Her birimiz, bir oruçluya iftar verecek, onu doyuracak kadar zengin değiliz." deyince, Hz. Peygamber şöyle cevap verdi:
"Bir hurma ile iftar verene de, yalnız su ile oruç açtırana da, biraz süt ikrâm edene de, bu sevap verilecektir. Bu ay öyle bir aydır ki, ilk günleri rahmet, ortası af ve mağfiret ve sonu Cehennemden azat olmaktır. Bu ayda, emri altında olanların vazifesini hafifletenleri, Allahü teâlâ affedip, Cehennem ateşinden kurtarır. Bu ayda 4 şeyi çok yapınız! Bunun ikisini Allahü teâlâ çok sever. Bunlar, kelime-i şehâdet söylemek ve istiğfar etmektir. İkisini de zaten her zaman yapmanız lâzımdır. Bunlar da Allahü teâlâdan Cenneti istemek ve Cehennem ateşinden O`na sığınmaktır. Bu ayda, bir oruçluya su veren bir kimse, kıyâmet günü susuz kalmayacaktır."
İstanbul İmsakiye