Günlük hayatta önerilen beslenme programlarında olduğu gibi ramazanda da azar azar ve sık besin tüketiminin önemli olduğu bildirildi.
Amerikan Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü diyetisyeni Nilay Topçam Zihnioğlu, yaptığı yazılı açıklamada, ramazanın ayınının sofralara daha fazla özen gösterilen ve yemek çeşidinin bol bulunduğu bir dönem olduğunu belirtti.
Bu nedenle ramazan ile birlikte kişilerin beslenme alışkanlıklarında değişiklikler meydana gelebildiğini, bu dönemde beslenme açısından dikkat edilecek en önemli noktanın kişinin vücut dengesini koruması olduğunu kaydeden Zihnioğlu, bunu sağlayabilmek için de yeterli ve dengeli beslenmenin basit kurallarına dikkat edilmesinin yeterli olacağını ifade etti.
İlk olarak öğün sayısının en az 3 olmak üzere 4-5 öğünü bulacak şekilde bir düzene oturtulması gerektiğini anlatan Zihnioğlu, et, tavuk, balık, süt, yoğurt, sebze ve meyvelerden makul ölçülerde tüketilmesi gerektiğini, beslenmeye dikkat edilmemesi halinde sindirim, tansiyon sorunları, kan şekeri düzensizlikleri ve benzeri rahatsızlıkların ortaya çıkabileceğini ifade etti.
Öğün sayısının az olmasının vücudun ihtiyaçlarının yeterince karşılanamamasına, bunun da gün içinde yorgunluk, konsantrasyon azalması, kan şekerinin düşmesi, uyku hali gibi durumlara yol açtığını vurgulayan Zihnioğlu, bu nedenle özellikle şeker hastalığı, tansiyon, kalp sorunu olanların doktorlarına danışmadan oruç tutmaması gerektiğini, oruç tutacaklarsa da bir uzman tarafından beslenme düzenlerinin ve sıklığının ayarlanması gerektiğini aktardı.
"Günlük hayatta önerilen beslenme programlarında olduğu gibi ramazanda da azar azar e sık besin tüketimi önemlidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmek veya gece yiyerek yatmanın son derece zararlı olduğu unutulmamalıdır. Sahurda tam tahıllı ekmek ile yapılan hafif bir kahvaltı veya çorba, yoğurt ve tam tahıllı ekmekten oluşan bir menü uygun bir seçim olacaktır. Aynı zamanda sahurda su tüketimine de önem verilmeli ve sıvı alımına dikkat edilmelidir" diyen Zihnioğlu, ramazanda oruç tutmanın bazen zayıflamak için bir alternatif olarak değerlendirildiği, ancak bunun doğru bir düşünce olmadığını belirtti.
Zihnioğlu, sahurdan iftara kadar olan sürede aç kalındığı için metabolizmanın hızının zaman içerisinde yavaşladığını, kişinin önce biraz kilo verdiğini, ancak bir sure sonra kilo vermenin durarak kilo artışının gerçekleştiğini bildirdi.