Rüzgar, çok uzak yollardan gelir, denizler aşar, okyanusları devirir; tek tek gezer koyları, sahilleri. Aradığı tek bir şey vardır rüzgarın: İnsanoğlunun kendini; bütün cömertliği ile açtığı kollarına bırakacağı, onun yanında ama onunla yarışarak akacağı bir koy. Bir gün aradığı koyu görür rüzgar. Ege sahilinde, denizi sığ, çevresi korunaklıdır buranın. ‘İşte’ der rüzgar, ‘insanoğlu burada, denizin üzerinde bırakacak kendini kollarıma.’ Ve hiç düşünmeden demir atar. Hiç kimseye ait olmayan rüzgar, artık hep aynı yerde ağırlar gelenleri, kendini bir sörf tahtasına bırakıpta ona güvenenleri.
Bu koyun adı Alaçatı’dır. Dünyada, sörf için yedi önemli parkurdan biri olan Alaçatı; denizi ve rüzgarı ile sörfe gönül verenleri heyecandan heyecana sürükleyen bir tatil beldesi. Kentin çevresinde bir ortaçağ masalının dekorunu oluştururcasına sıralanan yel değirmenleri, taş binalar arasında uzanan parke taşlı Arnavut kaldırımları ile ziyaretçilerine bir mozaik sunuyor Alaçatı…
Sabahın erken saatlerine rastlıyor buraya gelişimiz. Büyük bir keyifle adımladığımız kentin caddelerinde, Ege kahvaltısı yapabileceğimiz güzel bir yer bulmayı amaçlıyoruz. Arayışımız uzun sürmüyor. Çarşıdaki sıralı dükkanlardan birinin Arnavut taşlı kaldırımlarına atılan masalardan birine kuruluyoruz.
Limana iniyoruz sonra. Bir yandan güneşlenirken, bir yandan da sörf yapanları izleyeceğiz. Sörfe yeni başlayanlar için dersler, önce teorik, sonra da pratik eğitimden oluşuyor. Rüzgardan alınan kuvvet kullanılarak, sörf dengesini oluşturup board üzerinde dengeli bir şekilde ilerlemeye ve sonrasında da hızlanmaya dayanıyor sörfçülük…Sörf yapanları izlemek çok keyifli. Bazıları rüzgarı ve denizi çok iyi bir şekilde kullanarak adeta dalgalarla dansederken, yeni öğrenmeye başlayanlar bol bol denize düşüp ıslanarak güldürüyor biz izleyenleri.
Balık Yemek İçin Lezzet Durağı: Dalyanköy
Balık yemek ayrı bir kültür, ayrı bir damak zevkidir çoğu kişi için. Bazı yerler vardır, balık aynı balık, deniz aynı deniz olsada; havasından mıdır suyundan mıdır bilinmez, daha bir lezzetli olur balığın tadı. Yediğimiz her balık damağımızda unutulmaz birer anıya dönüşür. Yolculuğumuzun ikinci durağı Dalyanköy’de Ege’deki bu yerlerden biri.
Çeşme’ye on dakika uzaklıktaki Dalyanköy; Ege’nin en güzel koylarından birine konumlanmış. Mavi tura çıkan yatların, irili ufaklı balıkçı teknelerinin doğal limanı Dalyanköy’ün eski adı ‘Köste’ymiş.
Taş evlerin arasına sıralanmış portakal bahçelerinin süslediği köyde, bazı evler pansiyon olarak düzenlenmiş. Böylece otellere alternatif olan bu pansiyonlar, kasaba sıcaklığını daha da hissederek yaşamasını sağlıyor misafirlerinin.
Dalyan balıkla özdeşleşmiş bir köy. Yat limanında sıralanmış balıkçıların hangisine girerseniz girin, midenizi ve damağınızı büyük bir ziyafet bekliyor. Balıkçılık ve denizcilik öylesine kutsal ki, bu; bu bir tarafta Barbaros Hayrettin’in heykeli, diğer bir tarafta ise denizkızı heykeli dikilerek simgelenmiş kentte.