Yaşam büyük bir sınavdır. Tüm bu yaşadıklarımız, fani hayatımız sona erdiğinde, yaptıklarımız ile sorumlu tutulacağımız bir imtihandır. Yaptığımız her iyiliğin karşılığını kat kat görmek ile birlikte, yaptığımız her kötülüğün cezasını da ağır bir şekilde çekeceğiz. Sonuç itibariyle iyi ve kötü davranışlarımızdan ortaya çıkan ‘sevap’ ve ‘günah’ değerlerinin bir terazide tartılması sonucunda, sonsuz mutluluğa yahut büyük bir acıya ulaşacağız. Bu sonucu etkileyecek tek bir şey var, yaşarken verdiğimiz kararlar. Yani seçimlerimiz…
Davranışlarımızın tümü seçimlerimiz neticesinde ortaya çıkıyorsa ve bu seçimler bizim kazanmamızı veya kaybetmemizi sağlıyorsa, seçimlerimiz çok önemli diyebilir miyiz? Evet, her şey seçimlerimize bağlı diyebiliriz. Buraya kadar her şey, zaten inandığımız ve kabul ettiğimiz durumlar…
Peki, kendimize bir beş dakika ayırıp soralım, biz neyi seçiyoruz? Hayatımız boyunca, neyi seçebildik? Özgür irademiz ile tamamen kendi kararımız ile seçtiğimiz ne var?
Aramızda, yaşamda büyük bir etkiye sahip olan cinsiyetini seçen oldu mu? Ya ırkını? Doğacağı toprakları? Dinini? İnancını? Kutsallığını? Yahut ailesini seçen oldu mu? Yanıt hayır. Bunlar tamamen bizim adımıza verilmiş kararlardır. Seçim hakkımız da yoktur. Öyleyse biraz da yaşamımıza göz atmamızda fayda var diye düşünüyorum…
Hayatımız boyunca nasıl konuşacağımızı belirleyen dil kullanımını biz mi seçtik? Yoksa öğretildi mi? Elbette öğretildi. Ne zaman kızacağımızı, neye nasıl tepki vereceğimiz, yemeği nasıl yiyeceğimizi, neleri hoşgörü ile karşılayıp neleri hoşgörü ile karşılamayacağımızı seçtik mi? Yine hayır, öğretildi. Peki, gittiğimiz ya da gidemediğimiz kreş? İlkokul? Ortaokul? Hangi okula gideceğimizi hiç seçmedik, zira ailemizin maddi durumu ya da oturduğu mevkii ile belirlendi bunlar. O zaman hayatımızda büyük yer edinen, ilk dostluklarımız ve arkadaşlıklarımız da bunların neticesinde ortaya çıktı…
Sonra büyüdük ve üniversite heyecanı sardı. Maddi imkânsızlıklardan dolayı dershaneye gidemeyenler, genelleme yaptığımızda ne kadar başarılı olabildiler bu sınavda? Oysa kendileri mi seçmişlerdi fakir olmayı? Hayır, ailelerin durumu müsait değildi. Üniversiteye gittiğimizi de varsayarsak, edindiğimiz arkadaşlardan kaç tanesini biz seçtik? Hepsini diyecek olan yanılır. Çünkü seçtiğimizi zannettiğimiz arkadaşlar, üyesi olduğumuzu zannettiğimiz gruplar, ailemiz tarafından biz çok ufak yaştayken belirlenmişti. Genellikle nasıl biri olarak yetiştirildiyseniz, kendinize benzeyen arkadaşlar bulursunuz. Çok muhafazakâr bir ailenin evladıysanız, din nedir bilmeyen biri ile arkadaş olmanız zordur. Aynı durum, tam tersi içinde geçerlidir.
Acaba kaç kişi aramızdan evleneceği insanı seçti? Askerden dönünce ailesi tarafından baş göz edilen kaç kişi var toplumda? Hayat arkadaşını bile seçememiş biri olarak, hangi seçim ile neyi kazanıp, kaybedeceğimizi düşünüyoruz? Ben kötü bir şey yapmadım, hırsızlar, katiller otursun düşünsün diyenlerin de biraz durması gerekiyor. Bir eylemin ‘kötü’ olması, sadece ortama göre değişkendir. Hiçbir katil rahatsızlık duyarak, vicdan azabı çekerek onlarca insanı öldüremez. Hiçbir hırsız da, başkasının hakkını yediği için vicdan azabı duyarak, hırsızlığı bir meslek haline getiremez. Bu eylemleri meslek ya da alışkanlık haline getirmiş kişiler, bu eylemlerden rahatsız olmayan kişilerdir. Yani, birinin malını çalmak yahut birini öldürmek gayet doğal bir eylemmiş gibi düşünürler. Bu da yetiştirildikleri ortam, aile, çevre ile birebir alakalıdır. Yoksa hapishanelere gidip sorsanız, acaba kaç kişi suçlu olmayı istemiştir?
Tüm bunların üzerine, biraz beynimizi çalıştırmamız gerekiyor. Çok fazla seçim yapamadığımız ama detaylarda yaptığımız yürek tercihleri ile belirlediğimiz kaderimiz neticesinde, diğer insanları aşağılamak ya da hor görmek nasıl bir mantıktır? Parası olmadığı için, bizim kadar zeki olmadığı için, mevkii sahibi olamadığı için, arabası olmadığı için ya da inançlarından dolayı hor gördüğümüz, aşağıladığımız veya arkasından konuştuğumuz kişilerden kaçı bu tercihleri yapmıştır acaba? Öyleyse biraz daha ırklara, dinlere, dillere, ideolojilere ve hepsinin toplamında insana hoşgörülü olmanın herhangi birimize bir zararı olur mu? Bunun yanıtını da siz verin…