Futbolu yeşil sahada futbolcular oynar ancak bu masum oyundan daha çok başkaları nemalanır. Son 10 yılda futbolumuzun geldiği çizgi maalesef budur. Karşılaşmanın yorgunluğu adalelerdeki mevcudiyetini korurken, klişelere boğulmuş spor yorumları boş gözlerle ekranlara bakan insan beyinlerindeki binlerce lüzumsuz bilgi arasına yerleşir. Futbol her geçen sene kendini yenilese de futbol yorumları derin dondurucudan çıkarılarak önümüze konulur.
Taraftarını yıldız transferlere alıştırmış olan Aziz Yıldırım yönetiminin Villereal’den 33 yaşındaki orta saha oyuncusu Josico’yu transfer etmesi gerek sarı-lacivertli taraftarları, gerekse de mümtaz spor basınını hayal kırıklığına uğrattı. İspanyol oyuncunun geçtiğimiz hafta sonu görücüye çıktığı Hacettepe karşılaşmasındaki futbolu da hiç kimse tarafından beğenilmedi ve herkes ağız birliği yapmışçasına Josico’nun sıradan bir futbolcu olduğundan dem vurarak, yine sürekli olarak başvurulan “Böyle futbolcu Türkiye’de çok” klişesini gündeme getirdi.
Josico onlara göre sıradan amiyane bir tabirle de ‘İşe yaramaz bir futbolcuydu.’ İyi ama Josico’nun kariyerine, oynadığı takımların başarılarına hiç bakılmamış mıydı? Ya da bir karşılaşma ile futbolcuyu değerlendirmek ne kadar etik ve doğrudur.?
Josico’nun, Premier Lig ile birlikte dünyanın en iyi ligi olarak gösterilen La Liga’da 281 karşılaşma oynamış olması, İspanyol futbolcunun ne kadar istikrarlı olduğuna bir referans gösterilemez midir? Ya da 2002 yılında transfer olduğu ve kaptanlığını yaptığı Villereal’de152 maç oynayarak bu forma altında ikisi UEFA’da biri de Şampiyonlar Ligi’nde olmak üzere uluslararası arenada 3 sefer yarı final oynaması
Şu anda Türk futbolunu dışarıda en iyi şekilde temsil eden Nihat Kahveci’nin eski takım arkadaşıyla ilgili yapmış olduğu iyi yorumlar da mı, bu futbolcunun kalitesini bizlere göstermiyor…
Yüksek kondisyonu, istikrarı ve çalışkanlığı ile İspanyol basınından sürekli olarak övgü ile bahsedilen Josico bu kariyerine rağmen, Fenerbahçe formasını giymeye layık değil midir? Ya da sarı-lacivertli taraftarlarının yıldız futbolculardan arta kalan sevgilerine…
Josico için Senna’nın yedeği ve sakat bir futbolcu olduğundan bahsediliyor ancak şu unutuluyor ki sakatlık futbolun içerisinde istenmese de olan bir durum. Mesela cumartesi akşamı Josico’yu sıradanlıkla eleştiren Rıdvan Dilmen futbolculuk hayatının neredeyse yarısını sakat olarak geçirmiştir. Ayrıca Josico futbolculuk kariyerinde Villereal’deki son sezonunda bir sakatlık geçirmiştir; bu sakatlığı futbolcunun 2008 Avrupa Şampiyona’sı kadrosunda yer almamasına da neden olmuştur.
Bir de neden bir önliberodan ‘Şapkadan tavşan çıkartılması’ beklenir.. Şu anda arkasından neredeyse ağıt yakılacak Aurelio Fenerbahçe’de geçirdiği 5 sezon hücum ve savunma varyasyonlarını aynı nitelikte yürütebilen çağdaş bir orta saha oyuncusu mu olmuştur? Ya da. İbrahim Altınsay’ın dediğinde hiç mi doğruluk payı yoktur: “Aurelio, hücuma dayalı oyunu benimseyen bir takımda el freni görevi yapmaktadır.”
Sözün kısası şudur; İspanyol futbolcu istikrarlı ve kariyerlidir hem de bu ülkenin klişe batağına saplanan spor yorumcularından daha fazla…