Millette bir travma muhabbeti aldı yürüdü son günlerde. Bir bakayım dedim uzmanların tanımı nedir bu konuda. Ve baktığım kaynak kitapların birinde travma şöyle tanımlanıyor:
"Deprem, sel gibi doğal felaketler, savaşlar, cinsel ya da fiziksel saldırıya uğrama, işkence, cinsel taciz, çocuklukta yaşanan istismar, trafik kazaları, iş kazaları, yaşamı tehdit eden bir hastalığın tanısının konması, tehlikeli bir olaya tanık olmak gibi zorlayıcı ve kişinin başa çıkma yeteneğini aşan olaylar ruhsal açıdan travmatik olaylardır. Ancak her yaşanılan sıkıntı verici olay "ruhsal travma" olarak adlandırılamaz. Olayın niteliği kadar olay karşısında verilen tepkiler de önemlidir.
Yaşanılan bir olayın "ruhsal travma" olarak adlandırılabilmesi için;
* Kişinin gerçek bir ölüm ya da ölüm tehdidi, ağır bir yaralanma, kendisinin ya da başkasının fiziksel bütünlüğüne karşı bir tehdit olayı yaşamış, böyle bir olaya tanık olmuş ya da böyle bir olayla karşı karşıya gelmiş olması,
* Bu olay karşısında aşırı korku, çaresizlik ya da dehşet tepkileri vermiş olması gerekir." (1)
Birilerine Cumhuriyet Devrimi gerçekten çok dokunmuş olsa gerek. Travma yaşadıklarına göre.
Aslında olay gayet nettir kanaatimce. Bu netlikte ortaya konmalı, tartışmalar üstüne yapılmalıdır. Bundan 80 sene önce kışkırttıkları zavallı milletlerin ölülerine basıp kaçanlar, giderken bu iş burada bitmedi demişlerdir. Birinci Dünya Savaşı sonrası Anadolu’da verilen ölüm kalım savaşı sonrasını sindiremeyenler içerde ve dışarıda hiç yılmadan uğraştılar. Ama başta da belirttiğim gibi olay net. Bir devrim yapıldı ve bu devrimi yapanlar bunu, gazete manşetleri ve köşe yazarı yardımları ile yapmadılar. Kanlı ve oldukça zor mücadelelerden geçerek fedakârlıkla yaptılar. Haklarında idam kararları onanan, İstanbul`da ya da Anadolu`da hapishanelere atılıp silahları alınmış bir neslin eseridir Cumhuriyet. Bunu değiştirmek isteyen ve travma sonrası stres bozukluğundan muzdarip bünyeler bunu unutmasın.
Birçok badireler atlatıldı. Okyanus ötesinin `bizim çocuklar` diye bahsettiği ve bu ülkenin en güvenilir kurumlarının başında olan yaşını başını almış adamlar darbeler yaptı, sağ sol demeden bu ülkenin çocuklarına kıydılar. Çok provokasyonlar, tehditler aldı bu rejim. Bunlara rağmen hala sınırlarını ve temel değerlerini savunabilmektedir.
Değiştirmeyi düşündükleri rejim masa başlarında tele kulak manevraları ile kurulmadığı için öyle de yok olmaz. En iyisi biraz tatil yapıp rahatlasınlar. Ülkede imkânlar çok geniş, nefes egzersizleri, terapiler insanlara şifa dağıtıyor. Sonra da işlerine güçlerine bakıp yaşayıp gitsinler. Ülkesini kimseye şikâyet etmeden, işini yapan usta yönetmenin de bahsettiği "yalnız ve güzel ülkede" daha huzurlu ve mutlu insanlar nasıl çoğalır diye kafa yorsunlar. İhtiyacımız bundan ibaret.
Demokrasi ve barış kelimelerini ağzına pelesenk edenlere dikkat edin. Zira 20. ve 21. yüzyılların en popüler cinayet bahanesi bu oldu.
(1) Amerikan Psikiyatri Birliği, Mental Bozuklukların Tanısal ve Sayımsal El Kitabı Dördüncü baskı (1994)