Haber 34 - İstanbul Haberleri - İstanbul Yaşam
Anasayfa Güncel Spor Kültür&Sanat Yaşam İlçeler Etkinlik Mekan
 
İstanbul > Yaşam > Dini

Uluslararası Modern Çağ ve İbn Arabi Sempozyumu

Uluslararası Modern Çağ ve İbn Arabi Sempozyumu
"Uluslararası Modern Çağ ve İbn Arabi Sempozyumu", 23-25 Mayıs tarihleri arasında İstanbul`da yapılacak.

14.05.2008 14:49

Puan : 4.7/5 (3 kere puan verildi)

Sayfayı Yazdır | Bildir.net 'e Ekle | Facebook'a Ekle | Technorati | Digg | Delicious | Google | Yahoo | Stample Upon | Reddit | Mixx

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Müdürlüğü tarafından Türk Kadınları Kültür Derneği (TÜRKKAD) İstanbul Şubesinin katkılarıyla düzenlenen sempozyum, 23 Mayısta Cemal Reşit Rey Konser Salonu`nda başlayacak, 24 ve 25 Mayısta ise İTÜ Makina Fakültesi Ömer Öcal Giray Konferans Salonu`nda devam edecek.
    
Sempozyuma, aralarında Suad el-Hakim, William Chittick, Mahmut Erol Kılıç, Claude Addas, Mustafa Tahralı, Carl Ernst, Ekrem Demirli`nin de bulunduğu Türkiye, Fransa, Suriye, İspanya, ABD, Singapur, İngiltere, Lübnan, İran ve Fas`tan birçok bilim insanı konuşmacı olarak katılacak.
    
Çağdaşları, 12. yüzyılda yaşayan İbn Arabi`ye tasavvuf konusundaki yetkinliğinden ötürü "Şeyhü`l Ekber", dini ilimlerdeki yenileyici vasfını vurgulamak için de "Muhyiddin" namını verdi. İbn Arabi, fikirleriyle yalnız çağdaşlarını değil, İslam dünyasında ortaya çıkan ve kimi günümüze kadar ulaşan birçok düşünce ekolünü etkiledi, devlet geleneğine, sanata, edebiyata, mimariye, toplum ilişkilerine, evren algılayışına ilişkin pek çok unsura yön verdi.

Muhyiddin İbn-i Arabi Kimdir ?

Muhyiddin İbn-i Arabi, Muvahhidun döneminde 27 Ramazan 560’da Mürsiye (Murcia), İspanya’da doğdu. Bilinmeyen bir sebeple 8 yaşında ailesiyle birlikte İşbiliye’ye (bugünkü Sevilla) geldi (muhtemelen babasının memuriyeti nedeniyle). Ailesi Arap Tayy kabilesine mensuptu. Yakın cedleri hakkında fazla bir şey bilinmiyorsa da, anne ve baba tarafından nüfuz ve itibar sahibi kimseler olduğu anlaşılıyor. Akrabaları arasında tasavvufî bilgilere sahip kimseler vardı. Dayısı Ebû Müslim el-Havlânî de, kutubların büyüklerinden sayılır..

İlk tahsilini bu şehirde yaptı, uzun bir süre burada kaldı. Çocuk yaşlarında `Ahmed İbnu’l-Esirî` adında genç bir Sufi ile arkadaş oldu. İbnu`l-Arabî, bu tahsil sırasında bir aralık Halvet`e çekilmiş her sahada ve özellikle tasavvufî marifetler sahasında hiçbir şey bilmezken ve bu hususta hiçbir kitap da okumadan, keşif ve keramet yoluyla birçok şeylere muttali olarak halvetten çıktı.

Endülüs`de bir süre daha kaldıktan sonra, seyahate çıktı. Şam, Bağdad ve Mekke`ye giderek orada bulunan tanınmış alim ve şeyhlerle görüştü. 1182`de İbn-i Rüşd ile görüştü. Bu görüşmeyi eserinde anlatır. Bu İbnu Rüşd’ün bilgi`nin akıl yolu`yla elde edileceğini söylemesiyle meşhur olduğu yıllardır. 17 yaşındaki genç Muhyiddin gerçek bilgi`nin sadece aklımızdan gelmediğine, böyle bir bilginin daha çok ilham ve keşf yoluyla elde edilebileceğine inanmıştı.

Bu senelerde `Şekkaz` isminde bir şeyh`le tanıştı. Bu zat küçük yaşlardan itibaren ibadete başlayan, Allah korkusu taşıyan, hayatında bir kerecik olsun ‘ben’ dememiş olan ve uzun uzun secde eden bir kimsedir. Muhyiddin o ölene kadar onunla sohbete devam etti. 1182-1183`de İşbiliyye’ye bağlı Haniyye’de `Lahmî` isimli bir şeyhden, bu zatın adını taşıyan bir mescidde Kur`an dersi aldı.

1184-1185`de `Ureynî` isimli bir şeyh’le tanıştı. Eserlerinde Ondan ilk hocam diye bahseder, çok faydalandığını söyler. `Ureynî`, Ubudiyet [kulluk] meselesinde derin bir bilgiye sahipti. Bu yıllar`da `Martili` adlı bir şeyhten de istifade etti. Ureynî O’na:’Sadece Allah’a bak’ derken Martilî‘Sadece Nefsine bak, nefsin hususunda dikkatli ol, ona uyma’ diye öğüt vermişti. Martilî’ye bu zıt önerilerin içyüzünü sordu. Bu zat, kendi nasihatinin doğruluğunda ısrar edecek yerde, ‘Oğlum, `Ureynî`’nin gösterdiği yol, doğru yolun ta kendisidir. Ona uyman lazım. Bizim ikimiz de, kendi halimizin gerekli kıldığı yolu sana göstermiştir’ dedi.

Bu yıllar`da İşbiliyye’de Kordovalı Fatma adında yaşlı bir kadına (tanıştıklarında 96 yaşındadır) 14 sene hizmet etti. Bu kadın, erkek ve kadınlar arasında müttaki ve mütevekkile olarak temayüz etmişti. Çok iyi bir kimseyle evliydi. Yüzü o kadar güzeldi ki, İbn Arabi onun yüzüne bakmaktan utanırdı.

1189`da Ebu Abdullah Muhammed eş-Şerefî adında biriyle tanıştı. Kendisi doğu İşbiliyye’li olup, Hatve ehlindendi. Beş vakit namazını Addis Camii`nde kılardı. İbadete aşırı düşkünlüğünden namaz kılmaktan ayakları şişerdi.

Arabi, İşbiliyye’deyken (1190) hastalandı. Okuma kabiliyyet`ini kaybetti. 2 Yıl bu halde kaldıktan sonra 589`da (Hicri) Sebte Şehri`ne giderek orada ahlak makamına erdiğini söylediği İbnu Cübeyr ile tanıştı. Bir süre sonra İşbiliyye’ye döndü. Aynı yıl Tlemsen’e geldi. Burada Ebu Medyen (ö.594)[1] hakkında gördüğü bir rüyayı anlatacaktır.

1196`da Fas’a gitti. Orada yaptığı Seyahatler sırasında büyük şöhret kazandı. 1198`de tekrar Endülüs’e geçti. Gırnata Şehri dolaylarındaki Bağa kasabasında Şekkaz isimli bir şeyhi ziyaret etti. Onun Tasavvuf yolu`nda karşılaştığı en yüce kimse olduğunu söyler. 1199-1200`de İlk defa Hac için Mekke’ye gitti. Orada [el-Kassar] (Yunus ibnu Ebi’l-Hüseyin el-Haşimi el-Abbasi el-Kassar) isimli bir şahıs`la sohbet etti. Hac’dan sonra Mağrib’de, oradan da Ebu Medyen’in şehri olan Becaye`de bulundu. Bir süre sonra tekrar Mekke’ye geldi ve "Ruhu’l-Quds", "Tacu`r-Rasul" adlı eserler`ini yazdı.

1204`de Medine, Musul, Bağdad`da bulundu. Musul`da, "et-Tenezzülatu`l-Musuliyye" yi yazdı. Musul’dan ayrıldıktan sonra Konya’ya geldi. Orada tanıştığı Sadreddin Konevi’nin dul annesi ile evlendi. Konya’da iken "Risaletü’l-Envar" ı yazdı. Selçuk Meliki tarafından hürmet ve ikram gördü. Sonra Mısır’a geçti; tekrar Mekke’ye geldi ve burada bir süre kaldı. Mekke`de el-Futuhatu`l-Mekkiyye, Fusus`u rüya`da gördüğü Peygamber`in emriyle ve O`nun istediği şekilde yazdığını, bu eserin önsöz`ünde belirtir. "Veliler bilgilerini, peygambere vahyi getiren meleğin aldığı kaynaktan almaktadırlar." Bağdad ve Halep’de bir süre dolaştıktan sonra 612/1215 de tekrar Konya’ya geldi. 617 de Şam’a yerleşti. Zaman zaman civar şehirlere seyahatler yaptı. 638 de 22 R.Evvel’de (1239) Şam`da öldü. Kabri Şam şehri dışında Kasiyun Dağı eteğindedir. 1500`lerin başında Sultan Selim, Şam’ı Osmanlı toprağı yaptığında oraya türbe, camii ve imaret inşa ettirdi. (wikipedia)

 



Yorum Yaz
 
Etiketler : » muhyiddin ibn arabi » ibni arabi » sempozyum » ibni arabi sempozyumu » uluslararası » uluslararası modern çağ ve ibn arabi sempozyumu » istanbul » tasavvuf » islam » anadolu

 ADnet Reklamları  
Siz de reklam verin  
Dini
Cemevi Tartışması
Sultanbeyli Cemevi İbadethane Olarak Tanındı
Uluslararası Modern Çağ ve İbn Arabi Sempozyumu
Kutlu Doğum Haftası
Hac Duyurusu
Yaşam
Küresel Isınma Zirvesi İstanbul`da Toplanıyor
Toplumsal Tarih`İn Dosyası II. Meşrutiyet
Kartal`da 60. Organ Nakledildi
Şarapla Beraber Yenen Et Daha Faydalı
İstanbul Son Ormanlarını Kaybediyor
Tarihte Kalan İstanbul Projeleri
Elektrik Zammı Modayı Vurdu
İstanbul`da Bir Pırlanta Labaratuarı
Dolmabahçe Saat Kulesi Restore Edilecek
Kadıköy`de Vadime Dokunma Mitingi
3. Köprü Doğayı Mahvedecek
Tarlabaşı Projesi İstiklal`e Kayıyor
Çay Yerine Elma
Güneş Gözlüğü Seçerken Dikkat
Cemevi Tartışması
İstanbul`da Denize Girilecek Alanlar
Saraylar Depreme Hazırlanıyor
Danıştay`ınTarihi Yarımada Kararı
Mariachi`ye En Kaliteli Aroma Ödülü
Bitkisel Çayların Zararı Yararından Çok mu
İstanbul Canlı Kamera - İstanbul Haritası - İstanbul Namaz Vakitleri - İstanbul Firmaları - İstanbul Nöbetçi Eczaneler
Site Haritası - Yeniler - En Çok Okunanlar - En Çok Puan Alanlar
RSS - Technorati Favorilerime Ekle

Anadolu Ajansı
Sitemiz Anadolu Ajansı Abonesidir.
Tüm hakları saklıdır. © 2007
Yazılım ve İçerik EJDER