Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Prof. Dr. Erdoğan Teziç`in görev süresinin 8 Aralık`ta dolmasıyla boşalan Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üyeliği ve YÖK Başkanlığı`na, Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan`ı seçti.
Cumhurbaşkanlığı Basın Merkezinden yapılan açıklamada, "Sayın Cumhurbaşkanımız, Yükseköğretim Kurulu Üyeliği`ne ve Başkanlığı`na Orta Doğu Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan`ı seçmişlerdir" denildi.
Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan, 5 Mart 1951`de doğdu. Ankara Üniversitesi Sosyoloji Bölümü`nden 1973 yılında mezun olan Prof. Dr. Özcan, 1973-1975 yılları arasında aynı bölümde asistan olarak görev yaptı. Daha sonra sosyoloji eğitimine ABD`deki Chicago Üniversitesi`nde devam eden Prof. Dr. Özcan, yüksek lisansını 1978 yılında, doktorasını da 1981 yılında tamamladı. ABD`den dönüşünün ardından 1981 yılında ODTÜ`de öğretim görevlisi olarak çalışmalarını sürdüren Prof. Dr. Özcan, aynı yıl yardımcı doçent, 1989 yılında da doçentliğe yükseldi. Özcan, 2003 yılında profesör oldu.
Bir süre ODTÜ Sosyoloji Bölüm Başkanlığı görevini de yürüten Prof. Dr. Özcan, TÜBİTAK`ta başkan danışmanlığı görevinde bulunuyor.
Prof. Dr. Özcan, sosyoloji, araştırma metotları, oy verme davranışı, polis, sosyal istatistik, istatistik, sosyal kontrol ve sapma, sosyal tabakalaşma ve hareketlilik konularında uluslararası ve ulusal düzeyde çok sayıda kitap, makale ve çalışma yayınladı.
YÖK NEDİR ?
1981 Üniversite reformundan önceki yıllarda, Türk yükseköğretim sistemi beş tür kurumdan oluşmaktaydı:
Üniversiteler
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı akademiler
Bir kısmı diğer bakanlıklara, çoğu Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı iki yıllık meslek yüksekokulları ile konservatuvarlar
Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı üç yıllık eğitim enstitüleri
Mektupla öğretim yapan YAYKUR
Yükseköğretimin tüm düzeyleri için etkili ve koordineli bir merkezi planlamanın olmaması, özellikle de altmışlı ve yetmişli yıllarda yükseköğretim kurumlarının sayısı, çeşidi ve öğrenci sayıları ile başka bir çok hususta gözlenen hızlı artış nedeniyle yukarıda belirtilen yükseköğretim sistemi bir süre sonra başarısızlık ve yozlaşma işaretleri vermeye başlamıştır. Bunlara ek olarak 1960-80 arasında ortaya çıkan siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlar, yükseköğretimdeki kötüye gidişi daha da artırmıştır. Bu nedenle yetmişli yılların sonunda köklü bir reform kaçınılmaz hale gelmiş ve sonunda 1981 reformu yürürlüğe konmuştur.
Yükseköğretim, 1981’de çıkarılan 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu ile akademik, kurumsal ve idari yönden yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu kanunla ülkemizdeki tüm yükseköğretim kurumları Yükseköğretim Kurulu (YÖK) çatısı altında toplanmış, akademiler üniversitelere, eğitim enstitüleri eğitim fakültelerine dönüştürülmüş ve konservatuvarlar ile meslek yüksekokulları üniversitelere bağlanmıştır. Böylece, söz konusu kanun hükümleri ve Anayasa’nın 130. ve 131. maddeleriyle kendisine verilen görev ve yetkiler çerçevesinde özerkliğe ve kamu tüzel kişiliğine sahip bir kuruluş olan Yükseköğretim Kurulu, tüm yükseköğretimden sorumlu tek kuruluş haline gelmiştir.
Türk yükseköğretim sistemi 1982 yılı itibarıyla yirmiyedi üniversite ile bunlara bağlı fakülte, enstitü, yüksekokul, konservatuvar ve yüksekokullarından oluşan birleşik bir yapıya dönüştürülmüştür. Bu meyanda, YAYKUR’un işlevleri Anadolu Üniversitesi’ne devredilerek uzaktan öğretimin ülkemizde yaygınlaşması hızlandırılmıştır.
Anayasa’da yer alan hükümlere uygun olarak getirilen yeni yasal düzenleme ile kar amacı gütmeyen vakıfların özel yükseköğretim kurmalarına imkan sağlanmıştır. Bu tür ilk üniversite olan Bilkent Üniversitesi, 1984’te kurularak faaliyete geçmiştir. Ancak, Bilkent Üniversitesi’nin yasal konumu, Anayasa Mahkemesi’nde açılan iki davanın sonucunda Mahkeme’nin bu tür üniversitelerin de kanunla kurulması gerektiğine karar vermesi üzerine, 1992 yılında çıkarılan 3785 sayılı Kanun’la açıklığa kavuşmuştur.
Halen ülkede 53’ü devlet, 24’u vakıf olmak üzere toplam 77 üniversite bulunmaktadır. Bunlardan, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Hükümeti arasında imzalanan anlaşmaya göre kurulması kararlaştırılan İstanbul Batı Üniversitesi henüz faaliyete geçmemiştir.